ABD Büyükelçiliği önünde "Gazze'de Sözde Değil Gerçek Ateşkes" çağrısı

ANFİDAP, Gazze’de ateşkese rağmen saldırıların ve insani krizin devam ettiğine dikkat çekerek ABD’nin Ankara Büyükelçiliği önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

10 Eki 2026 - 17:55 YAYINLANMA

Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP) tarafından, Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Malcolm X Caddesi üzerinde bulunan ABD Büyükelçiliği önünde “Gazze’de Sözde Değil Gerçek Ateşkes” sloganıyla basın açıklaması düzenlendi.

Filistin halkıyla dayanışmayı göstermek ve Gazze’de yaşananlara dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen açıklamada, ateşkese rağmen devam eden saldırılar ve insani yardımların yetersizliği gündeme getirildi.

Eylemde ayrıca Umut Kervanı, İHH ve Deniz Feneri gibi yardım kuruluşları tarafından gıda kolileri, su bidonları ve boş kazanlar alana getirilerek Gazze’de yaşanan açlık ve insani krize dikkat çekildi.

Yardım malzemeleri ve boş kazanlarla Gazze halkının yaşadığı temel gıda ve su sıkıntısına vurgu yapıldı.

Basın açıklaması öncesinde ANFİDAP 13. Dönem İcra Kurulu Üyesi Ramazan Acar konuşma yaptı. ANFİDAP adına basın açıklaması metnini ise ANFİDAP adına İnsan ve Medeniyet Hareketi Ankara İl Başkanı Hacı Aydemir okudu.

Eylemde, “Çocuklar ölürken sessiz kalınmaz!”, “Terörist israil, terörist ABD!” ve “Aksa Tufanı siyonizmi yenecek!” sloganları atıldı.

ANFİDAP 13. Dönem İcra Kurulu Üyesi Ramazan Acar, Gazze’de yaşanan katliamların devam ettiğini belirterek, meydanlarda yapılan basın açıklamalarının ve etkinliklerin neden sürdürüldüğünü soranlara yanıt verdi.

"Pes etmeyeceğiz, yorulmayacağız, vazgeçmeyeceğiz"

Bugün dünyada en büyük bebek mezarlığı neresi diye sorulsa cevabının Gazze olacağını belirten Acar, "Meydanlara iniyorsunuz, basın açıklamaları yapıyorsunuz, paneller, konferanslar yapıyorsunuz, tematik etkinlikler yapıyorsunuz ama hiçbir şey değişmiyor. Neden bunları yapıyorsunuz diye soranlar oluyor. Biz de buradan haykırıyoruz: İşte tam da bunun için buradayız. Hiçbir şey değişmediği için buradayız. Değiştirene kadar da devam edeceğiz. Pes etmeyeceğiz, yorulmayacağız, vazgeçmeyeceğiz." dedi.

"Ateşkes kâğıt üstünde kaldı"

13 Ekim 2025'te sözde bir ateşkes imzalandığını hatırlatan Acar, konuşmasının devamında şunları aktardı: "Türkiye, Katar, Mısır ve terör şebekesinin büyük hamisi olan büyük şeytan ABD birlikte masaya oturdular. Sözde arabulucu oldular. Ateşkes dediler, barış dediler, çocuklar ölmeyecek dediler, kadınlar öldürülmeyecek dediler, kadınlar evlatsız kalmayacak dediler, çocuklar annesiz babasız kalmayacak dediler. Tam kocaman bir yıl geçti. 363 gün, 13 Ekim itibarıyla baktığımızda. Ateşkes kâğıt üstünde kaldı. Soykırım ekranlarda, canlı yayınlarda tüm dünyanın gözü önünde devam etti. Çadırlar bombalanmaya devam ediyor. Katliam devam ediyor. Ama herkes şunu görsün ve bilsin ki bu vahşet dün başlamadı. Bu acı sadece bir yılın, son 3 yılın hikayesi değildir. Bu trajedi tam 1917'de başladı. İngiliz işgaliyle başlayan, siyonist çetelerle büyüyen bir asrı devirmiş bir işgaldir bu. Yüz yılı aşkın bir cinayet, sürgün ve soykırım tarihidir. Bir asırdır süren bu zulüm canlı yayında sergilenirken uluslararası hukuk altüst oldu. Uluslararası insani örgütler etkisizleştirildi ve iflas etmiş durumdadır."

"Gazze özgürleşmeden dünya asla adil ve özgür olamaz"

Acar, "Soykırımcıların yaptıkları yanına kâr kalır oldu. Dünya bu çürümüşlüğün, adaletsizliğin asla kabul edemez, etmeyecektir. Ama şunu çok iyi biliyoruz ki korkuları bundandır, vahşetleri bundandır, fütursuzlukları bundandır. Çünkü Aksa Tufanı ile siyonizmin dokunulmazlık efsanesi çöktü. O kibir abidesi yerle bir oldu. Aksa Tufanı ile siyonizmin dokunulmazlık efsanesi çöktü. O kibir abidesi yerle bir oldu. Siyonist çetelerin yüzyıllık bütün planları altüst oldu. Tarih bunu yazacak. 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı'nı tarih altın harflerle yazacak. Dünya emperyalizminin çöküşünün başladığı gün olarak yazacak. Siyonist çetelerin kirli tezgahlarının darmadağın olduğu gün olarak yazacak.

Buradan, bu kapının önünde, bu terör şebekesinin büyük hamisi ABD Elçiliği'nin önünde soruyoruz: Kimi kandırıyorsunuz? Katliamı finanse eden sizsiniz. israile bombaları veren sizsiniz. Ateşkes masalıyla dünyayı oyalayan ve kandıran sizsiniz. Bu ateşkes değil, soykırıma verilmiş açık çektir. Bu diplomasi değil, katliama ortaklıktır. Bu sessizlik değil, organize edilmiş bir suçtur. Şunu herkes kafasına kazısın: Dünyanın özgürleşmesi için 'Özgür Gazze, Özgür Dünya' sloganıyla buradayız. Gazze özgürleşmeden dünya asla adil ve özgür olamaz." şeklinde belirtti.

"Nehirden denize özgür olana kadar mücadelemiz devam edecek"

Son olarak Acar, "Ankara meydanlarından bir kez daha haykırıyoruz: Arabuluculuğunuz sahte, ateşkesiniz sahte ama bizim öfkemiz gerçektir. Soykırımcı israil hesap verecek, suç ortağı ABD hesap verecek ve ABD'nin bütün iş birlikçileri hesap verecektir. Nehirden denize özgür olana kadar mücadelemiz devam edecek." diye konuştu.

ANFİDAP adına basın açıklamasını okuyan İnsan ve Medeniyet Hareketi Ankara İl Başkanı Hacı Aydemir ise Filistin’de yaşananların 7 Ekim 2023’te başlamadığını, işgalin tarihsel geçmişinin daha eskiye dayandığını ifade etti.

"Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısı 74 bini aşmıştır"

1948 yılında yaklaşık 750 bin Filistinlinin evlerinden edildiğini belirten Aydemir, "7 Ekim'den önceki bir yılda Batı Şeria'da 259 Filistinli öldürüldü. 7 Ekim'den bir gün önce israil hapishanelerinde yaklaşık 5 bin Filistinli tutsaktı ve bin 300'ü hiçbir suçlama ve yargılama olmadan tutuluyordu son on yılın en yüksek rakamı. Zulmün zirve yaptığı bu günlerin şafağında bir avuç yiğit Aksa Tufanını başlattı. İnsanlık onurunu ayakta tutabilmek için canlarından vazgeçtiler. Çağların değişebildiğini ama hakikatin değişmediğini yaşayarak insanlığa sundular. Bugün burada, bu kapının önünde duruyoruz. Çünkü bu kapının ardında alınan kararlar, binlerce kilometre ötede bir çocuğun yaşayıp yaşamayacağını belirliyor. Çünkü susmak, suça ortak olmaktır. Elimizde tahmin yok. Rakamlarla konuşacağız. Çünkü rakamların arkasında isimler, yüzler ve hayatlar var. 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısı 74 bini ve yaralananların sayısı 175 bini aşmıştır. Bu sayı, Gazze nüfusunun yaklaşık her 30 kişisinden birinin öldürülmesi demektir." dedi.

"Hastanelerin en az yüzde 94'ü hasarlı ya da yıkılmış durumdadır"

UNICEF'in Eylül 2026 tarihli raporundaki bilgileri paylaşan Aydemir, "30 Haziran 2026 itibarıyla Gazze'de en az 21 bin 700 çocuğun öldürüldüğü bildirildi. 45 bin çocuk yaralandı; bunların 11 binden fazlası sakat kaldı. 21 bin 700 çocuk. Bu, bazı ilçelerin nüfusu demektir. En az 1,3 milyon insan Gazze nüfusunun büyük çoğunluğu yerinden edilmiş durumdadır. Okullara yönelik sistematik saldırılar sonucunda okulların yüzde 97,5'i hasar görmüş veya yıkılmıştır. Bu durum eğitime yeniden başlanmasını ciddi şekilde sekteye uğratmış; 658 binden fazla çocuğun okuldan uzak kalmasına ve eğitimlerinin beş yıl gerilemesine yol açmıştır. Dünya Sağlık Örgütü'nün Sağlık Hizmetlerine Yönelik Saldırıları İzleme Sistemi (SSA) verilerine göre, 7 Ekim 2023'ten 31 Ocak 2026'ya kadar Gazze'de sağlık hizmetlerine yönelik 937 saldırı belgelenmiş; bu saldırılarda 993 kişi hayatını kaybetmiş, 176 sağlık tesisi ve 216 ambulans etkilenmiştir. Hastanelerin en az yüzde 94'ü hasarlı ya da yıkılmış durumdadır." şeklinde belirtti.

"Ateşkesin ilanından bu yana can kaybı bin 402'ye, yaralı sayısı 4 bin 881'e ulaştı"

Aydemir, "Ateşkes, 10 Ekim 2025'te yürürlüğe girdi. ABD'nin ortaya koyduğu plan çerçevesinde, Türkiye, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda varılan anlaşma; tüm askerî faaliyetlerin durdurulmasını ve insani yardımların Gazze'ye serbest ve engelsiz şekilde ulaştırılmasını öngörüyordu. Peki ne oldu? BM’nin 25 Eylül 2026 tarihli raporuna göre, ateşkesin ilanından bu yana can kaybı bin 402'ye, yaralı sayısı 4 bin 881'e ulaştı. UNICEF, ateşkesten bu yana Gazze'de en az 277 çocuğun öldürüldüğünü bildiriyor. BM Genel Sekreteri Guterres, Genel Kurul'da şunu söyledi: Uluslararası insancıl hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukuk pervasızca ihlal ediliyor. İnsani yardım erişimi ciddi şekilde kısıtlı kalmaya devam ediyor ve yaşanan insani ıstırap düzeyi hâlâ tarif edilemez boyutlarda. Ve sarı hat. 'Sarı Hat'a yakın olan Cebaliya'daki yerleşim alanlarında güvenlik problemlerinin arttığı ve hareketi kısıtladığını kaydediliyor. Bir çizgi çekilmiş; insanlar o çizginin gölgesinde yaşamaya mahkûm edilmiştir." diye konuştu.

"Eğer bir çocuğun yaşama hakkı pasaportuna göre değişiyorsa, o hakka ‘evrensel’ diyemeyiz"

"Açlık bir kıtlık değil bir karardır." diyen Aydemir, BM Raporuna göre şu bilgileri paylaştı:

"Kerem Selam Sınır Kapısı'nda, girişine izin verilen tırlardan fiilen boşaltılabilenlerin oranı yüzde 52'ye düşmüştür. Bu oran Mısır koridorunda yüzde 21'e düşmüştür. Geri çevrilen tırların yüzde 72'si için işgalci siyonistler hiçbir gerekçe bildirilmemişlerdir. Kış kapıda. Nüfusun yüzde 94'ü acil barınma yardımına muhtaç; hanelerin yüzde 65'i hava koşullarına karşı neredeyse hiçbir koruma sağlamayan çadırlarda yaşıyor. Bir insanı aç bırakmak, kirli su içmeye mecbur etmek, çocuğunu okulsuz, kışını evsiz bırakmak modern çağdaş insanın susarak meşrulaştırdığı bir gerçekliktir. Cenevre Sözleşmeleri açıktır: siviller hedef alınamaz, açlık savaş yöntemi olarak kullanılamaz. Uluslararası Adalet Divanı, geçici tedbir kararlarıyla soykırımı önleme ve insani yardımın girişini sağlama yükümlülüğü getirmiştir. BM Genel Sekreteri, tüm tarafların bu kararlara uyması gerektiğini bir kez daha hatırlatmıştır. Bu rakamlar Tarihe geçecek olan Birleşmiş Milletler'in açıkladığı resmi rakamlardır. Hukuk konuşulmuştur. Uygulanmamıştır. Eğer bir çocuğun yaşama hakkı pasaportuna göre değişiyorsa, o hakka 'evrensel' diyemeyiz."

"Hesap verebilirlik siyasi pazarlık konusu yapılmamalıdır"

Taleplerini dile getiren Aydemir, "Garantör devletler, sistematik açlık ve ablukaya karşı ne zamana kadar çaresiz kalacaktır? Bu tarihi onurlu davranışı üstlenmek için garantör devletleri sorumluluk almaya çağırıyoruz. Ateşkes ihlalleri derhal durdurulmalı; ABD, garantör sıfatıyla sahip olduğu tüm siyasi ağırlığı kullanmalıdır. Tüm sınır kapıları geçişlere açılmalı, tırlardaki yardım malzemelerinin boşaltma oranı yüzde 100'e çıkarılmalı, gerekçesiz tır iadeleri son bulmalıdır. Sarı hattın ötesindeki konuşlanma sona erdirilmeli, kalıcı işgal reddedilmelidir. Uluslararası mahkeme kararlarının gereği yapılmalı ve hesap verebilirlik siyasi pazarlık konusu yapılmamalıdır. Sorunun ana kaynağının küresel örgütlü hegemonya olduğu ortadadır. İnsanlığın bu hegemonyadan kurtulabilmesi için dünya halklarının Aksa Tufanını, Özgürlük Tufanına çevirerek İntifada Ateşini diri tutması gerekmektedir." dedi.

Basın açıklaması, “Gazze yalnız değildir. İnsanlık burada sınavdadır.” mesajıyla sona erdi.

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: