Sumud Filosu Aktivisti Tekdemir: Sumud hareketi amacına kısmen de olsa ulaştı
İşgal rejimi tarafından alıkonulan ve sonrasında serbest bırakılan Sumud Filosu Aktivisti Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Tekdemir, tek gayelerinin Gazze'yi dünya gündemine taşımak olduğunu ve uğradıkları saldırıyla bunun kısmen de olsa başarıya ulaştığını dile getirdi.
İşgal rejiminin Gazze ablukasını kırmak, orada yaşanan mezalimi dünya gündemine tekrardan taşımak amacıyla oluşturulan Sumud Filosu'na katılan ve daha sonra alıkonularak sınır dışı edilen Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Tekdemir; bu yolculuktaki asıl gayelerinden söz ederken yaşanan sessizliğin ardından uğradıkları saldırıyla Gazze'nin yeniden dünya gündemine oturduğunu belirterek yapılan sınır ötesi saldırıdan ülkelerin önemli dersler çıkarması gerektiğine vurgu yaptı.
Küresel Sumud Filosunun her meslek, grup, farklı aidiyetleri olan kesimlerden insanların bir araya geldiği küresel bir dayanışma ve sivil girişim hareketi olduğunu kaydeden Tekdemir, devletlerin sorumluluklarını yerine getirmediği bir zaman, sessizliğin ve hareketsizliğin haksızlıklara karşı büyük durağanlık içerisinde olduğu bir ortamda Küresel Sumud Hareketi gibi girişimlerin hem devletlere sorumluluğu hatırlatmak, hem Gazze'deki Müslümanlara yalnız olmadıkları mesajını vermek yönünden önemli bir girişim olduğuna dikkat çekti.
"Bizlerin bu filoya katılma amacı, Gazze'nin sesini dünyaya duyurmaktı"
Bizzat bu tür faaliyet ve girişimlerin Gazze'nin mücadelesini göğüsleyen liderlerin de istediği girişimler olduğunu söyleyen Tekdemir, "Bizlerin de bu filoya katılma amacı, Gazze'nin sesini dünyaya duyurmaktır. Orada yaşanan katliam, acı ve dramların aslında sözde bir ateşkesle giderilemeyecek, örtülemeyecek kadar derinlikli ve çok boyutlu olduğunu göstermek; orada bir ateşkes olsa bile hâlâ on binlerce sivilin tıbbi bakıma erişim sağlayamadığını, yüz binlerce çocuğun sistematik şekilde kısıtlanan yardımlardan ötürü yeterli biçimde beslenemediğini ve açlıkla mücadele ettiğini dünya kamuoyuna duyurmaktı." dedi.
Tekdemir, "Aynı şekilde, Gazze'de üç yıla aşkın süredir çok büyük bir katliam yapıldı, bir soykırım stratejisi izlendi ve orada bir halk topyekûn ölüme sürüklendi. Maddi ve manevi şekilde bir yıkımın eşiğinde tutuldu. Ama bunun sorumluları hiçbir şekilde yargılanmadı, cezalandırılmadı, bunların hesabı sorulmadı. Dolayısıyla bir cezasızlık normuyla bunlar korunmaya devam ediyor. Bunu da gündeme getirmek, bu filo girişimiyle buna da öncülük etmek amacımızdı." ifadelerini kullandı.
"Yapılan saldırı tüm Avrupalılar, devletler ve orada vatandaşı bulunan ülkeler için bir utançtır"
Yetmiş farklı ülkeden bine yakın katılımcıyla Gazze'ye doğru bir hareket başlatıldığını, siyonist israil saldırı başlatıncaya kadar kendi rotasında yolculuğuna devam eden, biraz da sessiz bir yolculuk yapan bir filo olduğunu hatırlatan Tekdemir, "Ama siyonist israil, bin kilometre öteden, uluslararası sularda her türlü hukuku hiçe sayarak bir saldırı başlattı. Bu aynı zamanda şunun göstergesiydi: siyonist israil, tehlikeyi kıtalar aşan, sınırlar aşan bir boyuta taşıdı; barbarlığını, haydutluğunu ve sınır tanımazlığını ortaya koydu. Aynı zamanda bu tehlikenin Avrupa içlerine kadar yayıldığını da gösterdi." diye belirtti.
Yapılan sınır ötesi saldırının birçok anlam taşıdığını sözlerine ekleyen Tekdemir, şu ifadelere yer verdi:
"Bu tehlike bütün Avrupa kapılarına dayanırken aslında çok ciddi ve net bir mesaj veriyordu: siyonist israil tüm dünya için bir tehlikedir ve dünya devletlerinin buna karşı önlem alması gerekiyor. Çünkü çok farklı ülkelerden katılımcının olması ve siyonist israilin hiç kimseyi ayırmadan, hedef gözetmeksizin tüm filoya saldırı başlatması; tüm Avrupalılar, devletler ve orada vatandaşı bulunan ülkeler için bir utançtır. Bizim zaten Gazze yolculuğumuzun nedeni, devletlerin üzerinden düşen sorumlulukları yerine getirmemesiydi. Aynı zamanda devletlerin mahcubiyetini ve utancını da taşıyorduk.
"Bu baskın, bu meselenin kamuoyu gündemine taşınmasına yönelik bir önlem niteliğindeydi"
Teknelerimizde sadece gıda paketleri veya çocuklar için hazırladığımız oyuncaklar, kırtasiye malzemeleri, bebek malzemeleri yoktu; aynı zamanda her birimizin toplum, birey ve ülke olarak utancını ve mahcubiyetini taşıyan bir yolculuktu bu."
Tekdemir, "Netice itibarıyla bizler bu filonun amacına ulaştığını düşünüyoruz. Çünkü dünya kamuoyunda 2-3 boyunca bu mesele yer aldı. Orada bir sürü ülkeden katılımcının, farklı farklı meslek ve öncelikleri olan kesimlerden insanların her şeyi bir tarafa bırakıp Gazze ve mazlum halk temelinde birleştiğini; duygu ve fikir birliği içerisinde bu yola revan olduklarını gördük. Burada bizimle beraber yolculuk yaparken siyonist israil tarafından hâlâ alıkonulan Thiago ve Seyf isminde iki değerli kardeşimiz vardı. Onlar da bu filonun bir parçasıydı. Filonun organizasyon kısmında, düzenleyici kısmında yer alan iki kardeşimizdi. israilin bin kilometre öteden böyle bir baskın yapması, filonun yaratacağı etkiden endişe etmesiydi. Filonun Gazze'nin sesi olmasından duyduğu endişeyi bastırmaya çalışmasıydı aslında. Bu baskın, bu meselenin kamuoyu gündemine taşınmasına yönelik bir önlem niteliğindeydi." şeklinde konuştu.
"Küresel Sumud Filosu kısmen inkıtaya uğramış olsa da bu saldırıya rağmen yoluna devam edecektir"
Küresel Sumud Filosu hareketinin işgal rejiminin tüm engellemelerine rağmen yoluna devam edeceğinin altını çizen Tekdemir, "Ama tabii filo, hiçbir şekilde yolculuğunu tamamen durdurmuş değildir. Kısmen inkıtaya uğramış olsa da bu saldırıya rağmen yoluna devam edecektir. Gazze'ye kadar bu filo yoluna devam edecektir. Bizler de her vesileyle bu filoya desteklerimizi sunmak, sosyal mecralarda veya filoya katılmak suretiyle olsun, her şekilde bu mücadelenin bir parçası olmak için üzerimize düşen yükümlülüğün bilinciyle hareket etmeliyiz. Yani güçlü olan, haklı olanların sesini zalime karşı daha fazla duyurabileceğimiz, daha fazla yükseltebileceğimiz bir zemini hep birlikte etüt etmeli, oraya çalışmalıyız. İnsaniyet ve insani değerler uğruna tüm insanların aynı amaca hizmet ettiğini görmek bizim için de çok kıymetli bir deneyimdi." ifadelerine yer verdi.
"Bu meselenin asıl sahibi olan, asıl sorumluluk payına sahip olan Müslümanlardır."diyen Tekdemir, "Çünkü Müslümanların hem insan olma hem de Müslüman olma yönüyle bu meseleye sahip çıkması gerekiyor. Dolayısıyla Gazze meselesi önce Müslüman halkların, ardından tüm halkların gündeminde çok kararlı bir şekilde yer edinmelidir. Bu başarıldıktan sonra devletlerin politikalarını şekillendirebilecek, yönlendirebilecek bir basınç ve etki oluşturulmalıdır. Çünkü Gazze meselesi halkların gündeminden devletlerin gündemine taşınmadığı sürece çok etkili müdahaleler yapılamayacaktır." dedi.
"siyonist israil tüm dünya için bir tehlikedir ve bu tehlike her ülkenin kapısını çalacaktır"
İşgal rejiminin kirli planlarını bayraklarına nakşettiğini söyleyen Tekdemir, "Bugün israil bayrağının içerisinde Fırat ve Nil'i temsil eden çizgiler vardır. Yani israil, kendi amacını ve hedefini bayraklaştırmış durumdadır. Bu kadar açık bir tehdide karşı, bu siyonist terör çetesine karşı tüm devletlerin ve Müslüman ülkelerin uyanık olması gerekir. Buna karşı kısa, orta ve uzun vadede her türlü tedbiri devlet politikasına dönüştürebilecek kararlılığı ortaya koymaları gerekir. siyonist israil tüm dünya için bir tehlikedir ve bu tehlike günün sonunda her ülkenin kapısını çalacaktır. Buna karşı tüm toplumların, vicdan sahibi tüm insanların ve tüm devletlerin uyanık olması; siyonist israile karşı her türlü önlemi ve hazırlığı yapmalıdır."
Alıkonulma sürecinde gerekli girişimlerde bulunan ve bu süreci gündemde tutmak için gayret sarf eden kesim ve yetkililere teşekkürlerini ileten Tekdemir, "Biz, filoya devam eden kardeşlerimize muvaffakiyetler diliyoruz. Filonun amacına ulaşması yönünde her türlü çabanın desteklenmesini halkımızdan ve devletimizden istiyoruz. Devletimizin, israilin saldırısı yapıldıktan sonraki yaklaşımı; Yunanistan'dan başlayarak büyükelçimizin sürekli yanımızda oluşu, uçak tahsis ederek tüm ülkelerin vatandaşlarını intikal ettirmesi, onların tamamına sahip çıkması; adli tıp işlemleri başta olmak üzere tüm sağlık sorunlarıyla ilgilenmeleri kıymetliydi." ifadelerini kullandı.
"Çifte vatandaşlık yasası bir an önce Meclis'ten geçmeli ve yasalaşmalı"
Tekdemir, "Ve bu çabanın mutlaka israile karşı etkili politikalara dönüşmesi yönünde somut adımlara evrilmesini bekliyoruz. Özellikle Meclis'te bekleyen çifte vatandaşlık yasasının geçmesi çok önemlidir. Çünkü orada arkadaşlarımızı sorgulayanlar arasında Türkçe konuşan, Türkiye'ye hâkimiyeti çok iyi olan israilli askerler vardı. Dolayısıyla bizi sorgulayanlar arasında israilli askerler bulunuyordu. Bu nedenle çifte vatandaşlık yasasının bir an önce Meclis'ten geçmesi ve yasalaşması gerektiğini, orada karşılaştığımız deneyimler de göstermektedir. Ben tekrar emekleri için devletimize, çabaları için halkımıza çok teşekkür ediyorum." şeklinde konuştu. (İLKHA)