Ali Özdemir - Merkez Medya

Savaşın dijital mirası: Sahte haber endüstrisi

Gelişen teknoloji, yapay zekanın kat ettiği mesafe ve milyonlarca sosyal medya kullanıcısı… Bu dönüşüm savaşların dijital medyaya da taşındığı yeni bir dönem başlattı. ‘Anlatı savaşları’ diye adlanan bu süreçte bilerek yalan ya da sahte içerik paylaşıp ekonomik kazanç elde etmek isteyenlerin sayısı da de az değil…

18 Mar 2026 - 13:58 YAYINLANMA
Savaşın dijital mirası: Sahte haber endüstrisi

Algının gerçek olandan daha fazla prim yaptığı bu dönemin başrol oyuncularından biri de sosyal medya. Teknolojinin giderek gelişmesi ve özellikle yapay zekanın da denkleme girmesiyle gerçeklik algımızın neredeyse tamamen kaybolduğu bir çağın kapıları aralandı.

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun cansız bedenini gösteren videolar, Dubai’nin en yüksek binası olma özelliğini taşıyan Burç Halife’ye çarpan bir Kamikaze İHA ya da çölün ortasına düşmüş ABD’ye ait bir F-35 savaş uçağı…

Bu ve benzeri içerikleri ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından başlayan süreçte sıkça görüyoruz. Son zamanlarda yapay zekayla üretilen içerikleri gerçeğinden ayırmanın giderek zorlaştığını da biliyoruz. Bu kapsamda bazen kullanıcılar elinde olmadan sahte içerikleri gerçek gibi algılayıp paylaşabiliyor.

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var… Videoyu, görseli ya da ses kaydını yanlış olduğunu bile bile paylaşanlar. Tek amaçları kısa zamanda ciddi etkileşim kazanmak. ‘Yalan haber endüstrisi’ olarak nitelenen bu yaklaşım tarzı göründüğü kadar masum değil…

[Yapay zeka tarafından üretilen görsellerden birinde Netanyahu yaralanmış gibi gösterilmiş.]

Dezenformasyon ekonomisi nedir?

Bilindiği üzere sosyal medyada yüksek etkileşim hem platformların size para ödemesi anlamına geliyor hem de takipçi sayınızı artırıyor. Artan takipçi sayısı sizi bir anda daha ‘görünür’ kılıyor. Ve böylece farklı reklam çalışmalarından da kazanç elde edebileceğiniz bir döngü başlıyor.

Yapay zeka tarafından üretilen içerikler tam da bu noktada ‘altın değerinde’ oluyor. Güncel konularla ilgili yapılan manipülatif paylaşımlara sahte olduğu her tarafından belli olan video ya da görsel ekleniyor. Burada kullanıcının amacı zaten takipçilerine doğruyu aktarmak olmuyor. O videonun ya da fotoğrafın çok ses getireceğini bilip, kasıtlı olarak hesabından paylaşıyor.

Süreç sadece sahte videolar üzerinden ilerlemiyor. Şok edici başlıklar, doğrulanmamış son dakika iddiaları da mekanizmanın dişlileri olarak görev alıyor. Örneğin bir anda viral olan paylaşım o içeriği üreten kişiye dakikalar içinde yüzlerce dolar kazandırıyor.

Her ne kadar platformlar bu tür girişimleri önlemek için adımlar atsa da henüz bu dalganın önüne geçebilmiş değiller. Dubai’deki Burç Halife’nin olduğu gibi şehrin üzerine yıkıldığı anlara ait yapay zeka videosunun Tiktok’ta yüz milyonlarca kez izlenmiş olması neyle karşı karşıya olduğumuzu göstermesine adına değerli bir örnek.

[Dubai'nin en yüksek binası Burç Halife de sahte içeriklerle 'vurulmuş' gibi sosyal medyada paylaşıldı. Bu görüntü de yapay zeka tarafından üretilmişti.]

Savaş sırasında algı, propaganda ve kamuoyu yönetimi

Geldiğimiz noktada gerçek görüntülere bile şüpheyle yaklaştığımız ve hatta inanmadığımız bir dönem başladı. Örneğin, ABD’ye ait 3 savaş uçağının aynı anda düştüğü anları gösteren videoya büyük medya kuruluşları çok uzun süre mesafeli kaldı. Çünkü herkesin içinde ‘yapay zeka tarafından üretilmiş olabilir’ şüphesi vardı.

Bir başka örnek İsrail Başbakanı Netanyahu ile ilgiliydi. Yapay zeka tarafından üretilen ve bir enkazda Netanyahu’nun cansız bedenini gösteren videolar sosyal medyada hızla yayıldı. İsrail tarafı Başbakanları Netahyahu’nun öldüğünü iddia eden görüntülerin sahte olduğunu duyurdu. Sonrasında da ‘ölmediğini ispatlamak için’ kısa sürede üç ayrı video yayınlandı. Ancak bu kez de söz konusu içerikler kamuoyunda ‘yapay zekayla üretilmiş’ damgası yedi. Görüldüğü üzere gerçeklik algımız belki de hiç düzelmeyecek şekilde bozuldu.

Günün sonunda harp sahasında sadece fiziksel savaş değil, bilgi savaşı da kritik hale geldi. Füzeler, dronlar, askeri operasyonlar kadar sosyal medya hesapları, videolar, fotoğraflar ve algı yönetimi de çok kritik bir mücadele alanı oldu.

Ülkeler sahadaki çatışmaların nasıl algılanabileceğini belirleyebilmek için kıyasıya bir mücadeleye girdi. Kim haklı, kim mağdur, kim saldırgan, bu savaş neden başladı gibi sorulara onlarca farklı anlatıyla yanıt verilen bir ‘sahte bilgi bombardımanı’ da beraberinde geldi.

Sadece sosyal medya kullanıcılarının değil gazeteciler başta olmak üzere kamu tarafının da gerçek bilgiye ulaşmakta bu denli zorlandığı süreçte alınabilecek en değerli önlemlerden biri kaynaklarımızı sürekli sorgulamak. Resmi kurumların açıklamalarını takip etmek. Ve başka bir kaynaktan daha doğrulamadığımız içeriklerin algısına kapılıp onların daha geniş kitlelere yayılmasına vesile olmamak. Elbette günümüz sosyal medyasında bunlar hiç kolay değil. Ancak yalan haber endüstrisinden bir şekilde korunmak şart.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: