Mekke’de ev sahibi olmak artık mümkün! Türkiye–Suudi Arabistan yakınlaşması yeni fırsatların kapısını açıyor
Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin gelişmesi, gayrimenkul alanında da yeni fırsatları beraberinde getiriyor.
Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin gelişmesi, gayrimenkul alanında da yeni fırsatları beraberinde getiriyor. Suudi Arabistan’ın yabancıların mülk edinmesine yönelik düzenlemesiyle, gerekli şartları taşıyan Türk vatandaşları Mekke’de ev sahibi olabilecek. Türk girişimciler tarafından geliştirilen iki projede ise toplam 647 konutluk portföy hedefleniyor.
Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşma, ailelerin ve bireylerin hayatına dokunabilecek yeni girişimlerle genişliyor. Karşılıklı yatırımlar ve konut projeleri, iki ülke arasındaki ilişkilerin toplumsal karşılığını güçlendirebilecek alanlar arasında öne çıkıyor.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 8,6 milyar dolara ulaşırken, Ankara ve Riyad kısa vadede 10 milyar dolar, uzun vadede ise 30 milyar dolarlık ticaret hacmini hedefliyor. Müteahhitlik hizmetleri ve karşılıklı yatırımlar, bu hedeflere ulaşmak için yürütülen çalışmaların önemli başlıklarını oluşturuyor.
Gayrimenkul alanındaki açılım ise bu iş birliğine farklı bir boyut kazandırıyor. Türkiye’den yıllardır hac ve umre amacıyla ziyaret edilen Mekke’de ev sahibi olabilmek, birçok aile açısından uzun süredir kurulan bir hayalin somut bir seçeneğe dönüşmesi anlamına geliyor. Kutsal topraklara düzenli olarak gitmek, ailece kendi evinde konaklamak ve şehirle daha güçlü bağlar kurmak isteyenler için yeni dönem önemli bir fırsat sunuyor.
Suudi Arabistan’ın yabancıların gayrimenkul edinmesine ilişkin düzenlemesi, belirlenen coğrafi alanlarda yabancıların mülk veya diğer ayni hakları edinebilmesine imkân tanıyor. Mekke ve Medine’de yabancı gerçek kişilerin bu haktan yararlanabilmesi için Müslüman olması gerekiyor. Türk vatandaşları da ilgili şartları sağlayarak başvuruda bulunabiliyor. İşlemler, yabancıların satın alımına açılan bölgelerde ve o bölge için belirlenen mülkiyet koşulları çerçevesinde gerçekleştiriliyor.
Suudi Arabistan Genel Gayrimenkul Otoritesinin (REGA) yayımladığı uygulama yönetmeliğine göre, ülkede ikamet etmeyen yabancı bireylerin mülk edinmeden önce dijital kimlik alması, kendi adına Suudi Arabistan’da banka hesabı açması ve dijital kimliğiyle bağlantılı bir Suudi telefon numarası edinmesi gerekiyor. Başvurular kurumun elektronik portalı üzerinden yapılırken, mali işlemler Suudi Merkez Bankası düzenlemelerine uygun elektronik ödeme kanallarından yürütülüyor. Mülkiyetin tescili ve tapu işlemleri ise gayrimenkul sicilinde tamamlanıyor.
İnşaatı tamamlanmadan satışa sunulan projelerde REGA’nın WAFI olarak bilinen proje üzerinden satış ve kiralama sistemi uygulanıyor. Proje lisansı, onaylı planlar, teslim tarihini içeren sözleşmeler ve projeye özel banka güvence hesabı bu sistemin temel unsurları arasında bulunuyor. Alıcı ödemeleri, sözleşmedeki takvim ve inşaatın ilerleme durumuna göre ilgili güvence hesabına aktarılıyor.
Türkiye’den bu alanda geliştirilen girişimler arasında Emrina ve Beyt Al Maqam’ın Mekke için hazırladığı iki konut projesi bulunuyor. Şirketin paylaştığı bilgilere göre Bayt Al Maqam Al Haram Residences ve Bayt Al Maqam Masar Tower kapsamında toplam 647 konutluk bir portföy oluşturulması hedefleniyor. İki proje, Mekke’de mülk edinmek isteyenlere farklı konum, bütçe ve kullanım seçenekleri sunmayı amaçlıyor.
Mekke’nin Harem-i Şerif sınırları içinde planlanan Bayt Al Maqam Al Haram Residences, 350 adet 1+1 ve 150 adet 2+1 olmak üzere toplam 500 konuttan oluşuyor. Toplam 12 bin 570 metrekarelik arsa alanı üzerinde geliştirilmesi öngörülen projede, dairelerin net kullanım alanları 45 ve 65 metrekare olarak belirtiliyor. Mobilyalı ve klimalı teslim edilmesi planlanan konutlar, kutsal topraklarda kendi evine sahip olmak isteyen ailelere önemli bir fırsat sunuyor.
Proje sunumuna göre Mescid-i Haram’a kuş uçuşu yaklaşık 13 kilometre mesafede bulunan yerleşimde, konut sahipleri ve aileleri için düzenli servis hizmeti de öngörülüyor. Mekke’ye tekrar tekrar gelen aileler açısından kendi evinin düzenini koruyabilmek ve ziyaretlerini buna göre planlayabilmek, projenin başlıca avantajları arasında yer alıyor.
Masar Destination’ın birinci bölgesinde planlanan Bayt Al Maqam Masar Tower ise merkezi konumuyla dikkat çekiyor. Şirketin verdiği bilgiye göre proje alanı Mescid-i Haram’a yaklaşık 900 metre mesafede bulunuyor. Projede 60, 90 ve 120 metrekare büyüklüklerinde 147 konutluk bir portföy sunulması hedefleniyor.
Mescid-i Haram’a yakın bir konumda mülk edinme seçeneği, ziyaretlerinde ulaşım kolaylığına öncelik veren aileler için önemli bir fırsat oluşturuyor. Masar Tower’da dairenin tamamının satın alınmasının yanında hisseli mülkiyet seçenekleri de öngörülüyor. Böylece farklı bütçelere ve kullanım ihtiyaçlarına sahip yatırımcıların projeye katılabilmesi amaçlanıyor. Mülkiyet payı, kişisel kullanım düzeni ve ortak giderlere katılım, resmî tescil ve sözleşme hükümleriyle düzenlenecek.
Her iki projede de konut sahiplerinin kendi evlerinde konaklaması, kullanmadıkları dönemlerde ise konutlarını profesyonel kiralama yönetimine dahil edebilmesi planlanıyor. Rezervasyon, misafir kabulü, temizlik ve bakım hizmetlerinin birlikte yürütülmesi; kira gelirlerinin sözleşmelerde belirlenen esaslara göre mülk sahipleriyle paylaşılması hedefleniyor. Bu yaklaşım, kişisel kullanım ile kiralama imkânını aynı konutta bir araya getiriyor.
Projeler için hazırlanan ödeme modelinde yüzde 40 peşinat ve kalan tutarın 36 aya yayılan taksitlerle ödenmesi öngörülüyor. Arsa edinimi, ruhsatlandırma, inşaat ve teslim aşamalarıyla birlikte ödeme ve mülkiyet işlemleri de ilgili mevzuat ve resmî izinler çerçevesinde yürütülecek.
Mekke’de mülk edinme imkânı, kutsal topraklarla bağını aile hayatının bir parçası haline getirmek isteyenler açısından büyük bir fırsat niteliği taşıyor. Bayt Al Maqam Al Haram Residences ve Bayt Al Maqam Masar Tower, bu imkânı farklı konut ve kullanım modelleriyle değerlendirmeyi amaçlıyor. Ailelerin aynı şehre, aynı mahalleye ve kendi evlerine dönmesiyle kurulacak ilişkiler, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşmanın toplumsal zemininin güçlenmesine de katkı sağlayabilir.