MAZLUMDER: Yargı ve emniyet teşkilatı hukukun işaret ettiği yola dönmeli

MAZLUMDER, Seyyid Kutub'un eserlerinin bazı soruşturmalarda suç unsuru olarak değerlendirilmesine tepki göstererek "Fikirler yasaklarla, sansürle veya toplatma kararlarıyla ortadan kaldırılamaz." açıklamasında bulundu. Dernek, kolluk ve yargı makamlarını düşünce ve ifade özgürlüğüne saygılı davranmaya çağırdı.

05 Kas 2026 - 16:55 YAYINLANMA
MAZLUMDER: Yargı ve emniyet teşkilatı hukukun işaret ettiği yola dönmeli

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), Türkiye'de adil yargılanma hakkı ve düşünce özgürlüğüne ilişkin ihlallerin arttığına dikkat çekerek, yargı ve emniyet teşkilatına yönelik eleştirilerini kamuoyuyla paylaştı.

"Yolunu Kaybeden Yargı ve Emniyet Teşkilatı, Hukukun İşaret Ettiği Yola Dönmelidir" başlıklı açıklamada "Türkiye’de gittikçe artan; adil yargılanma hakkı ihlalleri, özellikle siyasi dosyalar ya da yargıya/iktidara yönelik eleştiriler karşısında kolluğun ve savcılıkların başvurduğu hukuksuz ve sert uygulamalar, bir kısım makbul vatandaş/siyasetçiye sunulan ‘masumiyet, lekelenmeme ve soruşturma gizliliği’ gibi hukuk güvencelerinin sıradan vatandaşlardan ya da muhalif düşüncelere sahip kişi ve kurumlardan esirgenmesi gibi pratikler, apaçık bir şekilde yolunu kaybetmiş bir yargı düzenine işaret etmektedir." denildi.

Yargının düşünce ve ifade özgürlüğü açısından bir baskı aracına dönüştürüldüğü savunulan açıklamada "Yargı, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından oldukça kullanışlı bir sopa haline getirilmiştir." ifadelerine yer verildi.

Seyyid Kutub'un eserlerine yönelik kararlar tepki çekti

MAZLUMDER, Ankara ve Mersin'de devam eden bazı soruşturmalara ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler üzerinden, Mısırlı düşünür Seyyid Kutub'un "Yoldaki İşaretler" "Cihad ve Şehadet" ile "Davetin Temel Özelliği" adlı eserlerine yönelik yasaklama ve toplatma kararlarını gündeme getirdi.

Açıklamada "Savcılık talepleri doğrultusunda Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliği ve Adana 6. Sulh Ceza Hâkimliği gibi hâkimliklerin önceki tarihlerde aldıkları kararlar ile İslam dünyasının önemli mütefekkirlerinden Mısırlı düşünür ve aksiyon adamı Seyyid Kutub’un eserlerinin suç unsuru olarak değerlendirildiği, bu kitaplar hakkında yasak ve toplatma kararı aldıkları ortaya çıkmıştır" denildi.

Soruşturma kapsamında şüphelilere söz konusu kitaplarla ilgili sorular yöneltildiği belirtilen açıklamada "Kitapları nereden ve ne zaman temin ettiniz?" "Kitapları temin etmekteki amacınız nedir?" ve "Bu kitapların içeriğinde hangi hususlar anlatılmaktadır?" sorularının sorulduğu aktarıldı.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının "Yoldaki İşaretler" eserine ilişkin yasaklama ve toplatma kararının 16 Ekim'de kaldırıldığını açıkladığı hatırlatılan metinde "Ancak bu açıklama, bahse konu kitaplar yönünden yasaklama ve toplatma kararları alındığını, soruşturma şüphelilerinin bu kitaplar sebebiyle töhmet altında bırakıldığını, bazı kolluk ve savcılık makamları ile sorgu hâkimliklerinin bakış açısının bu yönde olduğu gerçeğini değiştirmemektedir." ifadeleri kullanıldı.

Dernek, benzer yaklaşımların farklı düşünürlerin eserleri ve başka şehirlerdeki soruşturmalarda da görüldüğünü ileri sürdü.

"Kitapların suç delili sayılması düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlalidir"

Söz konusu eserlerin uzun yıllardır Türkiye'de farklı yayınevleri tarafından basıldığını ve akademik çalışmalara konu olduğunu belirten MAZLUMDER, kitapların yasaklanmasına ve suç delili olarak değerlendirilmesine tepki gösterdi.

Açıklamada "Yaklaşık 70 yıldır Türkiye’de pek çok farklı yayınevi tarafından defalarca basılan, akademik çalışmalara konu olan ve geniş bir okur kitlesine ulaşan bu eserlerin ya da farklı mütefekkirlere ait eserlerin yasaklanması, suç delili addedilerek şüpheli ifadelerinde gündem edilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğünün apaçık ihlalidir." denildi.

Darbe dönemlerini hatırlatan kitap toplatma ve yasaklama uygulamalarına da tepki gösterilen açıklamada "Türkiye’nin darbe dönemlerinde sıkça şahit olduğu ‘kitap toplatma ve yasaklama’ garabetinin yeniden hortlatılması, ‘cihad’, ‘tevhid’, ‘infak’ gibi Kur’anî kavramların ideolojik takıntılar, cehalet ve art niyetle kriminalize edilmesi kabul edilemez." ifadelerine yer verildi.

Daha önce de dini kitapların terör operasyonlarında örgüt materyali gibi sergilendiği belirtilerek, İslam düşüncesine dair eserlerin suç unsuru olarak gösterilmesinin uzun yıllardır devam eden bir yaklaşım olduğu savunuldu.

Açıklamada "Fikirler yasaklarla, sansürle veya toplatma kararlarıyla ortadan kaldırılamaz. Yargı organlarının düşünceyi denetleyen, topluma neyi okuyup neyi okuyamayacağını dikte eden bir sansür ve tahakküm mekanizmasına dönüşmesi, hukuk devleti ilkesi yönünden kabul edilemezdir." denildi.

MAZLUMDER'den yargı ve emniyete çağrı

MAZLUMDER, açıklamasının sonunda kolluk ve yargı uygulamalarına ilişkin tepkisini ve beklentilerini üç maddede sıraladı.

Dernek "Düşünce özgürlüğünü hedef alan, darbe dönemlerinin baskıcı ve yasakçı zihniyetini çağrıştıran kolluk ve yargı uygulamalarını kınıyoruz." ifadelerini kullandı.

Kolluk ve yargı görevlilerinin entelektüel kapasitesini ve ifade özgürlüğü konusundaki vizyonunu geliştirecek eğitim tedbirlerinin alınmasını beklediklerini belirten MAZLUMDER, yargı mercileri ve idari makamlara da şu çağrıda bulundu:

"Düşünce ve ifade özgürlüğünü daraltan keyfî uygulamalara son vererek hukuka uygun hareket edin." (İLKHA)Formun ÜstüFormun Altı

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: