"İtikâf Müslümanın kendini yenilediği önemli bir ibadettir"
Siverek Müftülüğü ilçe vaizlerinden Faik Gülümser, Ramazan ayının son günlerinde yapılan ‘itikâf’ ibadetinin Müslümanın maneviyatını güçlendiren önemli bir ibadet olduğunu söyledi.
Siverek Müftülüğü ilçe vaizlerinden Faik Gülümser, Ramazan ayının son günlerinde yapılan itikâf ibadetine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. İtikâfın anlamı, kimlerin itikâfa girebileceği, bu ibadetin nasıl yapılması gerektiği ve Müslümanların maneviyatı üzerindeki etkileri hakkında dikkat çeken bilgiler paylaştı.
Gülümser, itikâfın Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalâtu vesselâm) sürekli yaptığı ve özellikle Ramazan ayının son on gününde yerine getirdiği sünnet bir ibadet olduğunu belirtti.
İtikâfın hem müekked sünnet hem de kifâye sünneti olarak kabul edildiğini ifade eden Gülümser, “Yani Müslümanların bir kısmının yerine getirmesiyle diğer Müslümanların üzerinden sorumluluğun kalktığı bir ibadettir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) itikâfa çok büyük önem vermiştir. Hatta Bedir Savaşı ve Mekke’nin fethi gibi sebeplerle bazı yıllar itikâf yapamadığında bunu sonraki yıl kaza etmiş ve yirmi gün boyunca itikâfa girmiştir.” dedi.
“Peygamber Efendimiz itikâfı nasıl yapardı?”
Gülümser, “İtikâf Peygamber Efendimiz’in sürekli yaptığı ve özellikle Ramazan ayının son on gününde yerine getirdiği sünnet bir ibadettir. Bu ibadet hem müekked sünnet hem de kifâye sünneti olarak kabul edilir. Yani Müslümanların bir kısmının yerine getirmesiyle diğer Müslümanların üzerinden sorumluluğun kalktığı bir ibadettir. Peygamber Efendimiz itikâfa çok büyük önem vermiştir. Hatta Bedir Savaşı ve Mekke’nin fethi gibi sebeplerle bazı yıllar itikâf yapamadığında bunu sonraki yıl kaza etmiş ve yirmi gün boyunca itikâfa girmiştir. Peygamber Efendimiz Ramazan’ın son on gününde Mescid-i Nebevî’de itikâfa girerdi. Eşleri de kendi evlerinde itikâfa girerdi. Peygamber Efendimiz’in hayatına baktığımızda hicretten önceki dönemde Hira Mağarası’nda uzun süre inzivaya çekildiğini de görüyoruz. Neredeyse bir ay boyunca burada kalır, Allah’ı düşünerek tefekkür ederdi. Bu da itikâfın ruhuna uygun bir davranıştır.” dedi.
“İtikâfta telefon ve dünya meşguliyetlerinden uzak durulmalı”
Gülümser, itikâfa giren kişinin dünyadan bir süre uzaklaşarak Allah’a yönelmesi gerektiğini ifade ederek, “İtikâfa giren kişi dünyadan bir süre uzaklaşarak Allah’a yönelmelidir. Bu süreyi namaz, dua, zikir ve dini sohbetlerle değerlendirmelidir. Bugün öyle bir zamandayız ki elimizdeki telefonlarla bütün dünyayı dolaşıyoruz. Aşırı bir meşguliyet söz konusu. Özellikle cep telefonu ile dünyada olup bitenleri takip etmek bizi fazlasıyla meşgul ediyor. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz ‘Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın’ buyuruyor. Bir Müslüman bu ayeti dikkate almalı ve itikâfa girerek kendisini arındırmalıdır. Ramazan ayı zaten ibadet, dua ve zikir ayıdır. Peygamber Efendimiz Ramazan’ın son on gününde ibadetlerini daha da artırır, adeta zirveye çıkarırdı. İtikâfa girmenin önemli sebeplerinden biri de Kadir Gecesi’ni ihya etmektir. Peygamber Efendimiz Kadir Gecesi’nin Ramazan’ın son on gününde aranmasını tavsiye etmiştir. Normal zamanlarda en kıymetli ibadetlerden biri teheccüd namazıdır. Peygamber Efendimiz geceleri ibadetle ihya ederdi.” diye konuştu.
“İtikaf Kur’an’da da geçen bir ibadettir”
İtikâfta dünya meşguliyetlerinden uzak durulması gerektiğini belirten Gülümser sözlerini şöyle sürdürdü: “İtikâfa giren kişi mümkün olduğunca dünya meşguliyetlerinden uzak durmalıdır. Özellikle telefon kullanımı ibadetin ruhunu zedeleyebilir. Kişi itikâfa girmeden önce kendisini bu ibadete hazırlamalı ve tamamen ibadete yönelmelidir. Kendini Allah’ın evinin misafiri gibi görmeli ve vaktini ibadetle geçirmelidir. Namazlarını huşû içinde kılarak, zikir ve duaya önem vererek ruhunu arındırmaya çalışmalıdır. Peygamber Efendimiz’in itikâfı genellikle on gün sürerdi. Ancak imkânı olmayan bir kişi bir gün, hatta birkaç saat bile itikâfa girebilir. Kadınlar da Peygamber Efendimiz’in eşlerinin yaptığı gibi evlerinde kendilerine bir yer tahsis ederek itikâfa girebilir. Camide itikâfa girenler ise temel ihtiyaçlarını önceden planlamalıdır. Fıkıhta itikâf için camide beş vakit namazın ve özellikle cuma namazının kılınıyor olması önemlidir. Böylece kişi cuma namazı için camiden çıkmak zorunda kalmaz. Bir kadının itikâfa girmesi için özel günlerinde olmaması gerekir. Erkekler için de camiden gereksiz yere çıkmak itikâfı bozar. Aynı şekilde eşler arasındaki münasebet de itikâfı bozan durumlar arasındadır. İtikâf sadece Peygamber Efendimiz’in sünneti değildir. Aynı zamanda Kur’an’da da geçen bir ibadettir. Kur’an’da Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’e hitaben Kâbe’nin namaz kılanlar ve itikâfa girenler için temiz tutulması emredilmiştir. Bu da itikâfın bütün peygamberler döneminde var olan bir ibadet olduğunu göstermektedir. İtikâf Müslümanın kendisini yenilemesi, adeta ruhunu yeniden toparlaması gibidir. Ramazanın bir bölümünde bile olsa bu ibadeti yapmak kişinin imanını güçlendirmesi açısından büyük bir fırsattır. Allah tüm Müslümanlara itikâfa girmeyi nasip etsin inşallah.” dedi.