Merkez Platform

İsrail'deki hapishaneler Filistinli esirlere işkence ve cinsel saldırı merkezine dönüştü

İsrail hapishaneleri ve askeri gözaltı merkezlerinin, uluslararası hukuk normlarının ve insan hakları sözleşmelerinin tamamen askıya alındığı, cinsel istismar başta olmak üzere Filistinli esirlere yönelik sistematik, organize ve devlet güdümlü birer işkence laboratuvarına dönüştüğü duyuruldu.

13 May 2026 - 16:57 YAYINLANMA
İsrail'deki hapishaneler Filistinli esirlere işkence ve cinsel saldırı merkezine dönüştü

Aralarında İsrail merkezli insan hakları örgütü "B'Tselem", Birleşmiş Milletler (BM) İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), "Save the Children", Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü, İnsan Hakları İçin Doktorlar Örgütü (PHRI), İsviçre merkezli Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Örgütü (Euro-Med) ve çeşitli uluslararası örgütlerin bulunduğu çok sayıda kurum ve sivil toplum kuruluşu, yayımladıkları raporlarda İsrail'in Filistinli esir ve mahkumlara yönelik işkencelerine ve ağır hak ihlallerini kayıt altına aldı.

Filistin Esirler Cemiyeti, Filistin Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti ile Zamir Esirleri Koruma Kurumu tarafından "17 Nisan Filistin Esirler Günü" kapsamında paylaşılan verilere göre, İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutuklu sayısı 86'sı kadın, 352'si çocuk olmak üzere 9 bin 600'ü aştı.

İsrail hapishanelerindeki yapının en karanlık boyutunu ise kadın, erkek ve çocuk gözetilmeksizin uygulanan cinsel işkence, tecavüz, çıplak bırakarak aşağılama ve cinsel tehditler oluşturuyor.

Bununla birlikte raporlarda, Filistinli esir ve mahkumlara tecavüz için köpeklerin kullanıldığı da vahşetin boyutunu ortaya koyuyor.

PHRI tarafından Kasım 2025'te yayımlanan verilere göre, Ekim 2023-Kasım 2025 arasında en az 98 Filistinli, İsrail hapishanelerinde sistematik işkence, tıbbi ihmal, cinsel şiddet ve kötü muamele sebebiyle yaşamını yitirdi.

İşkencelerle bilinen İsrail ordusuna bağlı Sde Teiman Askeri Gözaltı Merkezi, Ofer Askeri Hapishanesi, Megiddo, Ketziot (Negev), Damon, Gilboa, Nafha ve Ramon hapishaneleri, Filistinli mahkumlara sistematik bir işkence merkezine dönüştü.

Bu konudaki raporlara göre, İsrail'in Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne başlattığı soykırımın ardından söz konusu hapishanelerde Filistinlilere yönelik kötü muamele sistematik bir devlet politikası haline geldi.

Bu merkezlerden sızan video kayıtları ve hayatta kalanların tanıklıkları, cinsel şiddetin münferit askeri disiplinsizlikler değil; tutukluların iradesini kırmak, onları toplumsal ve psikolojik olarak enkaza çevirmek için bizzat üst düzey askeri ve siyasi iradenin koruması altında uygulanan sistematik bir savaş silahı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

BM İşkenceye Karşı Komite (CAT), İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında, özellikle Ekim 2023'ten bu yana Filistinli tutuklulara yönelik uyguladığı muameleleri sistematik bir "devlet politikası" ve işkence olarak tanımlıyor.

Sde Teiman Askeri Gözaltı Merkezi

İsrail’in Guantanamosu" olarak adlandırılan Negev Çölü'ndeki Sde Teiman gözaltı merkezi, Filistinli tutukluların gözleri bağlı ve elleri kelepçeli şekilde kafeslerde tutulduğu, Gazze Şeridi'nden alıkonulan kişilere uygulanan cinsel istismar, işkence başta olmak üzere insanlık dışı suçlarla biliniyor.

İsrail ordusu güney komutanlığının sorumluluğunda olan Sde Teiman, adını, 1949 ile 1950 arasında Yemen'den İsrail'e getirilen 49 bin Yemenli Yahudi'nin ilk etapta yerleştirildiği bölge olmasından alıyor. Bu nedenle "Yemen tarlası" ismini taşıyor.

İsrail, bu askeri üste 2008 ve 2014'te Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılar sırasında alıkoyduğu yüzlerce Filistinli için toplama kampları kurdu.

Ordu, Ekim 2023'ten sonra "yasa dışı savaşçılar" oldukları iddiasıyla Gazze Şeridi'nden yüzlerce Filistinli sivili, bu üste insanlık dışı şartlar altında tutmayı sürdürdü.

İsrailli sivil toplum örgütü "İsrail Sivil Haklar Derneği (ACRI)", Temmuz 2024'te yayımladığı makalede, burada alıkonulanların, yemekten mahrum edildiğini, yemek verildiğinde ise elleri ve gözleri bağlı şekilde yemek zorunda bırakıldığını yazdı.

Makaleye göre, Filistinlilerin, uykularında ve tuvalet ihtiyaçlarını giderirken elleri ve gözleri bağlanıyor. Burada alıkonulan Filistinlilerin gün boyunca hareket etmelerine ve açık havada gezinmelerine de müsaade edilmiyor. Gözleri kapalı tutulan kişiler için kitap okumak, ibadet etmek, namaz kılmak, mektup yazmak ya da okumak da yasak.

Sde Teiman'da görev yapan bir asker, Haaretz gazetesine yaptığı açıklamada, İsrailli askerlerden oluşan "Birim 100" adı verilen yapının, Filistinlilerin bulunduğu alana pimi çekilmiş el bombası attıklarını söyledi. Tanıklık yapan asker, şiddetli darptan dolayı bazı Filistinlilerin dişlerinin ve kaburga kemiklerinin de kırıldığını aktardı.

İsrail'in Kanal 12 televizyonu, Temmuz 2024'te İsrail askerlerinin bir Filistinli esirin etrafını sardığı ve tecavüz ettiği görüntüleri yayımladı.

İsrailli haham Meir Mazuz, Sde Teiman'da tutulan Filistinliye tecavüz eden İsrail askerlerine destek vererek kutsadı. Başbakan Binyamin Netanyahu da söz konusu askerleri "kahraman" olarak nitelendirdi.

Ofer Hapishanesi

İşgal altındaki Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarında yer alan Ofer Hapishanesi, Sde Teiman'dan nakledilen binlerce Gazzeli ve idari tutuklu için kitlesel bir işkence merkezine dönüştürüldü.

Hapishane, kötü koşulları, gardiyanların vahşeti, açlığın bir silah gibi kullanılması, tıbbi ihmal, çıplak arama ve sistematik cinsel tacizlerle sık sık gündeme geliyor.

Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir, bu hapishaneyi defalarca ziyaret ederek Filistinli mahkumların karşı karşıya olduğu ihlalleri kameralar önünde gözler önüne seriyor.

B'Tselem ve Euro-Med raporlarına göre, Ofer ve Sde Teiman gibi askeri merkezlerde tutulan Filistinliler, gün boyu elleri ve ayakları bağlı tutularak, hayatta kalma sınırındaki gıda porsiyonlarıyla kasıtlı olarak aç bırakıldı.

Euro-Med raporunda askerlerin ayrıca, cep telefonları ve gözetleme kameralarını kullanarak mağdurları çıplak haldeyken veya cinsel saldırı anında fotoğraflayıp bu saldırıları bilinçli olarak kayda aldıkları vurgulandı. Bu materyaller daha sonra, görüntüleri yayınlama tehdidiyle psikolojik bir şantaj aracı olarak kullanılıyor.

Öte yandan, Filistin Esirler Cemiyeti, Şubat 2026'da Ofer yönetiminin, Filistinli tutukluların ramazanda oruçlarını doğru vakitte tutmalarını engellediğini bildirdi.

Heyetten yapılan yazılı açıklamada, Ofer Hapishane yönetiminin tutuklulara sabah ve akşam ezanlarının saatlerini bildirmediği, bu durumun da oruç ve iftarın doğru vakitte yapılmasını imkansız hale getirdiği belirtildi.

Megiddo Hapishanesi

İsrail'in kuzeyinde yer alan Megiddo Hapishanesi, Sde Teiman'dan sonra sistematik işkence ve ağır darp vakalarıyla en çok gündeme gelen yerlerden biri.

Bu merkez, çok sayıda Filistinli reşit olmayan çocuğun tutulduğu hapishane olarak biliniyor.

Genellikle taş atma gibi iddialarla gözaltına alınan 14-18 yaş arası yüzlerce Filistinli çocuk, burada sistematik işkenceye maruz kalıyor.

Hapishanedeki aşırı kalabalık, aç bırakma, kışlık kıyafet verilmemesi ve tıbbi ihmal nedeniyle çocuk yaşta ölümler yaşanıyor.

Haaretz gazetesinin haberine göre, Mart 2025'te 17 yaşındaki Filistinli Velid Ahmet, yetersiz beslenme sonucunda Megiddo Hapishanesinde hayatını kaybetti.

Ailesinin konuyu yargıya taşıması sonrası Hakim Ehud Kaplan kararında, "Çocuğun muhtemelen aç bırakılarak öldürüldüğü gerçeği gizlenemez ve gizlenmemelidir." ifadelerine yer verdi.

Buna karşın İsrailli hakim, otopsi sonucunda, çocuğun ciddi derecede zayıf olması, uyuz ve enfeksiyon gibi fiziksel sorunlarla ölümü arasında nedensel bir bağlantı kurulmasının imkansız olduğu gerekçesiyle soruşturmanın kapatılmasına karar verdi.

Ahmet'in cenazesi aradan geçen bir yılı aşkın zamana rağmen hala İsrail tarafından rehin tutuluyor.

Ketziot (Negev) Hapishanesi

İsrail'in güneyindeki Negev Çölü bölgesinde, Mısır sınırına yakın bir konumda yer alan Ketziot, çölün ortasında kurulu, İsrail'in kapasite olarak en büyük askeri hapishanelerinden biri. Genellikle mahkeme karşısına çıkarılmayan "idari tutukluların" tutulduğu ana merkez olarak biliniyor.

Burası aşırı çöl sıcağı ve dondurucu gece soğuğuna doğrudan maruz kalan prefabrik koğuşlardan oluşuyor. Yetersiz beslenme, temiz suya erişim kısıtlaması, salgın uyuz hastalıkları ve dış dünyayla iletişimin tamamen kesilmesi buradaki temel hak ihlalleri arasında yer alıyor.

Ketziot'da mahkumlara yönelik ağır fiziksel saldırılar, kaburga kırıkları, sigara söndürmeler ve plastik mermiyle yaralama olayları ve cinsel saldırı vakaları tespit edildi.

Damon

İsrail'in kuzeyindeki Hayfa kenti yakınlarında bulunan Damon Hapishanesi, Filistinli kadın ve genç kız tutukluların kapatıldığı ana merkez.

Hak örgütlerinin raporlarına göre kadın tutuklular, çıplak aramaya maruz bırakılma, gardiyanların psikolojik tacizleri, hijyenik ped gibi temel ihtiyaçlara erişimin engellenmesi ve hücre cezalarıyla sistematik olarak baskı altında tutuluyor.

Hapishane yönetimi, zaman zaman kadınların hücrelerine göz yaşartıcı gaz bombası ve polis köpekleriyle baskın yapıyor.

Filistin Esirler Cemiyeti, 11 Mayıs 2026'da yaptığı açıklamada, kadın mahkumlara baskıların yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı kalmadığını, tecrit uygulamalarının da yoğunlaştırıldığını açıkladı.

Açıklamada, en az 6 kadın esirin hücre cezasına maruz bırakıldığı, bazı kadınların iki haftadan uzun süre tekli hücrelerde tutulduğu belirtildi.

Filistin Esirler Cemiyeti, Ağustos 2025'te de Damon Hapishanesi'ndeki Filistinli kadın tutukluların aşağılayıcı ve onur kırıcı bir şekilde hücrelerinden çıkarıldığı, başlarını eğmeye zorlandığı ve hapishane avlusuna götürülerek tacizde bulunulduğunu belirtti.

Nafha ve Ramon hapishaneleri

İsrail'in güneyindeki Negev Çölü'nde yer alan Nafha ve Ramon hapishaneleri birbirlerine bitişik konumda bulunuyor.

Bu iki yer, İsrail tarafından "güvenlik için en tehlikeli" olarak sınıflandırılan Filistinli siyasi liderlerin, direniş figürlerinin ve çoklu müebbet hapis cezası alan esirlerin tutulduğu ana merkezler olarak biliniyor.

Nafha ve Ramon hapishanelerinde de Filistinli tutuklulara yönelik "karşılama dayakları", eğitimli köpeklerle baskınlar ve cinsel saldırı tehditlerini içeren sistematik işkence politikaları uygulanıyor.

Filistin Esirler Cemiyeti ve uluslararası raporlar, mahkumların aç bırakılarak aşırı kilo kayıpları yaşadığını ve koğuşlarda kasıtlı olarak uyuz/mantar salgınlarının yayıldığını belgeledi.

Gilboa

İsrail'in kuzeyinde yer alan Gilboa Hapishanesinde de Filistinliler sistemli bir şiddet, işkence ve kötü muamele dalgasıyla karşı karşıya.

Filistin Esirler Cemiyeti, konuyla ilgili raporunda, Gilboa'da özel birimlerin hücrelere düzenli baskınlar düzenlediğini, tutukluların kötü şekilde darbedilerek kemik kırıkları, görme ve işitme kayıpları gibi ağır yaralanmalara maruz bırakıldığını kaydetti.

Yine bu hapishanede elektrik şoku, copla darp ve göz yaşartıcı gaz gibi yöntemlerle de şiddet uygulanıyor.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: