HÜDA PAR: Tesettürü engellemek ilkelliktir

HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanı Yahya Oğraş, "Bir kız çocuğu kendi inancının gereği olarak tesettüre bürünmüşse ve inancı doğrultusunda hareket ediyorsa bunu engellemek, günümüz dünyasında ilkelliktir. Bu, kaba bir totaliter rejim anlamına geliyor." dedi.

14 Eki 2026 - 12:55 YAYINLANMA

HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanı Yahya Oğraş, Azerbaycan'da tesettüre yönelik kısıtlamaların sona erdirilmesi için Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e çağrıda bulundu.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihî, kültürel ve inanç bağlarına dikkat çeken Oğraş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomatik girişimlerinin söz konusu uygulamanın kaldırılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

Tesettüre yönelik kısıtlamaların temel hak ve özgürlüklere aykırı olduğunu vurgulayan Oğraş, konunun bir ülkenin içişlerine müdahale olarak değil, temel bir insani hak çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Oğraş, "Bizim şu anda parti olarak yapacağımız bu açıklama, bir ülkenin içişlerine karışma anlamı taşımamalıdır. Temel bir insani hak olarak meseleye yaklaşıyoruz. Dolayısıyla bu uygulama ne insanidir ne hukuki bir karşılığı vardır ne de temel hak ve hürriyetlere uygundur. Bir kız çocuğu kendi inancının gereği olarak tesettüre bürünmüşse ve inancı doğrultusunda hareket ediyorsa bunu engellemek, günümüz dünyasında gerçekten de bir ilkelliktir. Bu, kaba bir totaliter rejim anlamına geliyor. Her şeyden önce toplumda ciddi bir ayrışmaya ve kutuplaşmaya yol açacak bir dinamit yerleştirmektir. Biz bunu bu şekilde değerlendiriyoruz." dedi.

"Azerbaycan'daki uygulama geriye götürüyor"

Azerbaycan'daki eğitim kurumlarında tesettüre yönelik kısıtlamaları eleştiren Oğraş, dünya genelinde inanç ve temel haklar konusunda önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirtti.

Oğraş, "Bütün dünya ülkelerinde inanç konusunda, temel hak ve hürriyetler noktasında ciddi anlamda bir seviye atlanmış. Bugün Azerbaycan'da okullarda, eğitim kurumlarında bu uygulamanın olması çok ilkel bir davranış ve tutumdur. Gelişmiş ülkelere baktığımız zaman, inancı ne olursa olsun, değerleri ne olursa olsun insanlara bunlar konusunda tamamen bir hürriyet ve özgürlük tanınmıştır. Bu özgürlüğün daha da olgunlaştırılması gereken bir durum söz konusuyken maalesef bugün Azerbaycan'daki, eğitim kurumlarındaki bu uygulama tamamen geriye götüren bir uygulamadır. Bu doğru bir uygulama değildir. Bunu özellikle belirteyim." ifadelerini kullandı.

"Diktatörce uygulamalar toplumda ciddi infial oluşturabilir"

İnanç ve kültürel değerlerin korunmasının temel insani haklardan biri olduğunu belirten Oğraş, bu değerlerin baskı ve zorlamayla sınırlandırılmasının toplumda ciddi sorunlara yol açabileceğini söyledi.

Oğraş, "Hangi ülke olursa olsun bütün ülkelere şunu ifade etmeye çalışıyoruz: Her insan bir değerdir. İnsanın inancı, kültürel değeri, mezhebi, etnik yapısı ve dili ne olursa olsun bunlar, Allah-u Teâlâ'nın bizlere vermiş olduğu temel bir hak ve değerdir. Dolayısıyla bu değerlerin korunması ve muhafaza edilmesi gerekir. İnanç değerlerinin özgürlüğü esas alınmalıdır. Baskıyla, despotizmle ve diktatörce uygulamalarla toplumda ciddi bir infial oluşabilir. Bu, toplumu ciddi şekilde karşı karşıya getirebilecek tehlikeli bir adımdır. Bu tür adımlardan kesinlikle sakınılması gerektiğini düşünüyoruz." diye konuştu.

"28 Şubat'ın yaralarını hâlâ sarabilmiş değiliz"

Türkiye'de 28 Şubat sürecini bizzat yaşadığını hatırlatan Oğraş, o dönemde inanç özgürlüğüne yönelik baskıların öğrenciler üzerinde ciddi mağduriyetlere yol açtığını ifade etti.

Oğraş, şöyle konuştu:

"Aynı zamanda parti olarak geçmişte de bununla ilgili birçok açıklamamız oldu. Bu, tamamen karanlık bir zihniyetin ürünüdür. Bakın, Türkiye'de 28 Şubat sürecinde çok büyük zulümler yaşandı. Birçok kız öğrencimiz eğitim hakkından mahrum kaldı, birçok öğrencimiz okulu bırakmak zorunda kaldı. Birçok öğrencimiz o dönemde ciddi anlamda baskıya maruz kaldı. Hâlâ o günün tahribatlarını düzeltememiş, yaralarını sarabilmiş değiliz. O günün yaraları hâlâ canlı bir şekilde içimizde duruyor. Dolayısıyla toplumda bu denli rahatsızlıklara yol açacak uygulamalar hangi ülkede olursa olsun kesinlikle doğru değildir."

"Azerbaycan ders çıkarmazsa aynı sıkıntılar orada da devam eder"

Türkiye'de 28 Şubat döneminde yaşanan mağduriyetlerin Azerbaycan için de bir ders olması gerektiğini vurgulayan Oğraş, tesettüre yönelik kısıtlamaların devam etmesinin ileride toplumsal sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.

Oğraş, "Burada yaşanmış bir örnek, ortaya çıkmış bir tablo varken aynı uygulamanın bir kez daha komşu ülkemizde yaşanması gerçekten bizi derinden üzüyor. Bir an önce bu adımların düzeltilmesi ve geri adım atılması lazım. Azerbaycan'daki Müslüman halkın, inançlarının gereğini yerine getirmeye çalışan kız öğrencilerimizin temel hak ve hukukunun ayaklar altına alınmaması gerekir. Bu uygulamaların ileride yol açacağı acı ve tahribat çok büyük olacaktır. Toplum, taleplerini yasalar ve mevzuatlar çerçevesinde yüksek sesle dile getirmeye çalışacaktır ancak insanların içinde bir yara kalacaktır. Bu yaranın toplumda bulunması, kutuplaşmaya ve ötekileştirmeye yol açabilecek uygulamaları beraberinde getirebilir. Bu nedenle söz konusu uygulamalardan bir an önce geri dönülmesi gerekir. Türkiye'de 28 Şubat sürecinde yaşanan baskılardan Azerbaycan ders çıkarmazsa aynı sıkıntılar orada da devam edecektir. Bu yaraların ve fay hattının kapanması maalesef yıllar alacaktır. Bu yüzden uygulamaların bir an önce düzeltilmesi gerektiğini düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.

"İnançların kısıtlanması kesinlikle doğru değildir"

Türkiye'de Azerbaycan'daki tesettür kısıtlamalarına karşı gösterilen tepkileri değerli bulduklarını belirten Oğraş, bu konuda daha güçlü bir duyarlılık gösterilmesi gerektiğini dile getirdi.

Oğraş, şunları söyledi:

"İnsani ve inanç değerleri noktasında bu tür kısıtlayıcı uygulamaların olması karşısında, konunun hassasiyetini takip edenlerin Türkiye'de bunu yüksek sesle dile getirmesi çok değerli bir adım ve girişimdir. Biz bunu sonuna kadar destekliyoruz. Ancak açıkçası bana soracak olursanız bu, çok büyük bir tepki değildir. Esasında daha büyük bir refleks gösterilebilirdi. Çünkü geçmişte 28 Şubat sürecinde yaşadığımız olayların benzerlerinin, 'Tek millet, iki devlet' anlayışını benimseyen ve İslami hassasiyetlere sahip olan kesimlerin bulunduğu komşu ülkemizde yaşanması karşısında çok daha yüksek sesle tepki gösterilmesi gerekir. Geçmişte biz bu badireyi atlattık, bu mezalimi yaşadık. Komşu ülkemizde, kendi milletimizden olan insanların değer yargılarının ayaklar altına alınması, inançlarının kısıtlanması ve giyim kuşamlarına müdahale edilmesi kesinlikle doğru değildir. Bu konudaki tepkilerin çok daha güçlü şekilde dile getirilmesi gerekir. Bunu dile getirenler var mı? Var. Parti olarak biz de bu konuda açıklama yaptık ve açıklamalarımızı sürdürüyoruz." dedi.

"Tek millet, iki devlet anlayışına sahip bir ülkenin uygulamalarından bahsediyoruz"

Azerbaycan'da öğrencilerin inanç özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların bir an önce kaldırılması gerektiğini belirten Oğraş, Türkiye'deki duyarlı kesimlerin bu konuda daha güçlü tepki göstermesi çağrısında bulundu.

Oğraş, "Eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerimizin, inançlarının gereği olarak sahip oldukları insani hakların ve kültürel değerlerinin göz ardı edilmesi kabul edilemez. Bu öğrencilerin çığlıkları kulak ardı edilemez. Kesinlikle bir an önce bu uygulamalardan vazgeçilmesi gerekir. Sesimizin daha güçlü duyulması gerekiyor. Neden? Çünkü 'Tek millet, iki devlet' anlayışına sahip bir ülkenin uygulamalarından bahsediyoruz. Hem komşumuz olan hem tarihî değerlerimizin, inançlarımızın ve kadim kültürümüzün ortak olduğu bir ülkeden söz ediyoruz. Bu nedenle Türkiye'de insan haklarına, temel hak ve özgürlüklere önem veren ve bu hakları savunan insanların çok daha güçlü bir tepki ortaya koymaları gerektiğini düşünüyoruz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a diplomatik girişim çağrısı

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki olumlu ilişkilere dikkat çeken Oğraş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşerek tesettüre yönelik kısıtlamaların kaldırılması için girişimde bulunabileceğini ifade etti.

Oğraş, "Sayın Cumhurbaşkanımızın hassasiyet sahibi biri olması ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile ilişkilerinin olumlu seyretmesi dikkate alındığında, ciddi bir diplomasi trafiği geliştirmesi gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımızın İlham Aliyev ile yapacağı görüşmelerde bu baskıların ve zulmün bir an önce sona erdirilmesi için girişimde bulunarak geri adım atılmasını sağlayabileceğini düşünüyorum. Aynı şekilde Azerbaycan'daki diğer hükümet yetkililerinin de bu konuda duyarlı olmaları, Türkiye'nin yetkili makamlarından gelen çağrıları dikkate almaları gerekir. Gerekli adımları atabilir, girişimleri hızlandırabilir, diplomasi ve diyalog sürecini daha etkin hâle getirebilirsek Azerbaycan'daki bu uygulamadan vazgeçileceği kanaatindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuyla ciddi şekilde ilgilenmesi gerektiğini düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.

"Kutsal değerlerin yaşanmasına engel olmak kimseye fayda getirmemiştir"

HÜDA PAR olarak Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e, ülkedeki resmî kurumlara ve Azerbaycan halkına çağrıda bulunan Oğraş, toplumsal ayrışmaya yol açabilecek uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

Oğraş, şöyle konuştu:

"HÜDA PAR olarak buradan hem Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e hem Azerbaycan'daki bütün resmî kurumlara hem de Azerbaycan halkına sesleniyoruz. Ülkenizi geriye götürecek, toplumsal yapınızın düzenini bozacak, toplumsal fay hatlarını harekete geçirecek ve kültürel değerlerinizin temeline dinamit yerleştirecek her türlü uygulamanın karşısında durmanız gerekir. Toplumsal bir infial, ülkeye ve topluma ciddi zararlar verecektir. Herkesin bunu bilmesi lazım. Bugüne kadar gerek sosyal hayatta gerekse eğitim kurumlarında örtünme, tesettür ve başörtüsü konusunda hiçbir sorun yaşanmamışken, ülkenin geleceği ve gelişmişliği açısından temel hak ve özgürlüklerin daha da olgunlaştırılması gereken bir dönemde toplumu bölmenin, toplumsal fay hatları oluşturmanın, insanları ayrıştırmanın ve karşı karşıya getirmenin ülke yöneticilerine hiçbir faydası olmaz. Tam tersine ekonomik, sosyal ve siyasi açıdan zarar verir. Her şeyden önce inançlarının gereğini yaşamaya çalışan insanları hedef hâline getirmek hiç kimseye fayda sağlamamıştır. Kutsal değerlerin yaşanmasına engel olmak, bu değerlerin uygulanmasının önüne barikat koymak tarih boyunca hiç kimseye fayda getirmemiş, aksine zarara yol açmıştır. Dolayısıyla tarihî olaylardan ve yaşanan hadiselerden ders çıkarmak gerekir. Bu nedenle Sayın Aliyev'in söz konusu uygulamadan bir an önce geri adım atması gerektiğini tekrar ifade ediyoruz."

"Toplumun sizinle olan bağı sağlamken niye zayıflatıp koparmaya çalışıyorsunuz?"

Azerbaycan'da inançlarının gereğini yerine getirmek isteyen vatandaşların miting ve yürüyüşlerle tepkilerini ortaya koyduğunu belirten Oğraş, uygulamanın toplum ile yönetim arasındaki bağlara ve komşu ülkelerle ilişkilere zarar verebileceğini söyledi.

Oğraş, "Şu anda Azerbaycan halkında, özellikle inançlarının gereğini yerine getirmeye çalışan kesimlerde ciddi bir tepki söz konusudur. İnsanlar şu anda en doğal hakları olan miting ve yürüyüşler düzenliyor. Daha düne kadar böyle bir sıkıntı yokken bu problemi, bu sorunu oluşturmak Azerbaycan yönetimine ve devletine nasıl bir fayda sağlayacaktır? Toplumun sizinle olan bağı varken, bu bağ sağlamken niye zayıflatıp koparmaya çalışıyorsunuz? Ülkenize her alanda zarar veriyorsunuz. Komşularınızla olan ilişkilerinize de zarar veriyorsunuz. Bu uygulamalardan geri dönülmesi yönündeki çağrımızı sizin aracılığınızla en güçlü şekilde iletmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

"Temel hak ve hürriyetler yasal güvence altına alınmalı"

HÜDA PAR olarak temel hak ve özgürlüklerin yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirten Oğraş, mevzuat ve yönetmeliklerle yapılan düzenlemelerin kalıcı koruma sağlamayacağını ifade etti.

Oğraş, "HÜDA PAR olarak bu konuda eskiden beri bir çağrımız var. Temel hak ve hürriyetlerin tamamen yasal güvence altına alınması gerekir. Mevzuatlarla, genelgelerle ve yönetmeliklerle bu tür uygulamaların sürdürülmesi hiçbir şekilde kalıcı olmaz. Tam tersine, en ufak bir zafiyet durumunda aynı sorunlar yeniden ortaya çıkar. Özellikle Terörsüz Türkiye kapsamında toplumun barışının, huzurunun ve sükûnetinin konuşulduğu bir dönemde bu konu daha da önem kazanıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Meclis Başkanımızın ve Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu'nun da bu konuda çağrıları vardır. Sivil bir anayasanın, toplumsal hassasiyetler göz önünde bulundurularak yeniden hazırlanması gerekir." dedi.

"Tesettürün anayasal güvence altına alınması gerekir"

Başörtüsü ve tesettür özgürlüğünün anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Oğraş, yönetmelik ve genelgelerin tek başına yeterli olmayacağını, anayasal ve yasal korumanın önem taşıdığını dile getirdi.

Oğraş, "Şu anda Mecliste bu konuyla ilgili adımlar atıldı. Kısa süre önce Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş'un da bu konuda bir açıklaması, bir beyanı oldu. Yeni bir anayasanın hazırlanması artık ertelenemez; bu, bir an önce atılması gereken bir adımdır. Meclisin bu dönemde mutlaka bunu yapması gerektiği yönünde bir açıklaması oldu. Biz de özellikle inanç ve kutsal değerler konusunda toplumu rahatlatacak, öğrencilerimizin ve gençlerimizin geleceğini yasal güvence altına alacak bir anayasanın hazırlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın görevde olmasıyla başörtüsü ve tesettür konusunda bir rahatlama söz konusu. Ancak anayasa ve kanunlarla yasal güvence sağlanmadığı müddetçe yönetimin, iktidarın değişmesi durumunda aynı sıkıntılar yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle hazırlanacak yeni anayasada başörtüsünün, daha doğru bir ifadeyle tesettürün, mutlaka anayasal güvence altına alınması gerektiği yönündeki çağrımızı yineliyoruz. Şu an tam zamanıdır. Yönetmeliklerle ve genelgelerle yetinilmemeli; halkımızın temel hak ve hürriyetlerini özgürce kullanabilmesini sağlayacak yasal güvenceler oluşturulmalıdır. İnanıyorum ki inşallah yeni anayasanın hazırlanmasıyla bu engel de ortadan kaldırılacaktır. Toplumumuzun ve ülkemizin 28 Şubat sürecinde yaşadığı sıkıntıların bir daha geri dönmeyeceği kanaatindeyiz. İnşallah bu konuda gerekli adımlar atılacaktır." diye konuştu. 

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: