Merkez Platform

DSÖ’den Ebola salgını için küresel acil durum ilanı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Uganda’da görülen Bundibugyo virüsünün neden olduğu Ebola hastalığı salgınının "uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu" olarak değerlendirildiğini açıkladı.

17 May 2026 - 09:55 YAYINLANMA
DSÖ’den Ebola salgını için küresel acil durum ilanı

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus tarafından yapılan açıklamada, salgının şu aşamada Uluslararası Sağlık Tüzüğü kapsamında "uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu" kriterlerini karşıladığı, ancak "pandemi acil durumu" seviyesinde olmadığı belirtildi.

Açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Uganda yönetimlerinin salgının kontrol altına alınması için güçlü önlemler aldığına dikkat çekilerek, iki ülkenin şeffaf bilgi paylaşımının küresel hazırlık çalışmalarına katkı sunduğu ifade edildi.

Vaka sayıları ve ölüm oranları endişe oluşturuyor

DSÖ verilerine göre 16 Mayıs itibariyle Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Ituri eyaletinde Bunia, Rwampara ve Mongbwalu dahil en az üç sağlık bölgesinde 8 laboratuvar onaylı vaka, 246 şüpheli vaka ve 80 şüpheli ölüm kaydedildi.

Uganda’nın başkenti Kampala’da ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden seyahat eden iki kişide, 24 saat arayla laboratuvar doğrulamalı vaka tespit edildi. Bu vakalardan birinin ölümle sonuçlandığı bildirildi.

Ayrıca Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’da da Ituri’den dönen bir kişide doğrulanmış vaka saptandığı belirtildi.

Sağlık çalışanları arasındaki ölümler alarm verdi

Açıklamada, Ituri ve Kuzey Kivu bölgelerinde viral hemorajik ateş belirtileri gösteren toplu ölümler yaşandığı, sağlık çalışanları arasında da en az dört ölüm görüldüğü kaydedildi.

DSÖ, bu durumun sağlık hizmetleri kaynaklı bulaş riskini artırdığına, enfeksiyon önleme ve kontrol uygulamalarındaki eksikliklere işaret ettiğine dikkat çekti.

Yetkililer, mevcut verilerin salgının bildirilen rakamların çok ötesinde olabileceğini gösterdiğini belirterek, özellikle yüksek nüfus hareketliliği ve güvenlik sorunlarının yayılım riskini artırdığı uyarısında bulundu.

Aşı ve onaylı tedavi bulunmuyor

DSÖ açıklamasında, Bundibugyo virüsüne karşı şu anda onaylanmış özel bir aşı veya tedavi bulunmadığı vurgulandı.

Bu nedenle salgının olağanüstü bir tehdit olarak değerlendirildiği ifade edilirken, özellikle Doğu Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde süren insani kriz, yoğun nüfus hareketliliği ve düzensiz sağlık altyapısının yayılım riskini büyüttüğü bildirildi.

Uluslararası yayılım riski doğrulandı

DSÖ, hastalığın sınır ötesine yayıldığının Uganda’daki vakalarla resmen doğrulandığını açıkladı. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile kara sınırı bulunan ülkelerin yüksek risk altında olduğu belirtilirken, bölgedeki ticaret, seyahat ve göç hareketlerinin bulaşma ihtimalini artırdığı ifade edildi.

Açıklamada, salgının kontrol altına alınabilmesi için uluslararası koordinasyon ve iş birliğinin zorunlu olduğu vurgulandı.

Acil durum komitesi toplanacak

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Uluslararası Sağlık Tüzüğü kapsamında en kısa sürede Acil Durum Komitesi'nin toplanacağını açıkladı. Komitenin, salgına yönelik geçici uluslararası tavsiyeleri değerlendireceği bildirildi.

DSÖ’den Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’ya tavsiyeler

DSÖ, iki ülkeye yönelik tavsiyelerinde ulusal acil durum mekanizmalarının tam kapasiteyle devreye alınmasını istedi. Bu kapsamda:

Temaslı takibinin güçlendirilmesi,

Laboratuvar kapasitesinin artırılması,

Risk iletişimi çalışmalarının yaygınlaştırılması,

Toplumun salgın yönetimine dahil edilmesi,

Sağlık çalışanlarının korunması,

Yoğun bakım ve izolasyon merkezlerinin yaygınlaştırılması,

Güvenli cenaze uygulamalarının sürdürülmesi,

Sınır geçişlerinde tarama faaliyetlerinin artırılması çağrısı yapıldı.

DSÖ ayrıca Bundibugyo virüsüne yönelik deneysel aşı ve tedavi çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini belirtti.

Seyahat kısıtlaması önerilmedi

DSÖ, hiçbir ülkenin sınırlarını kapatmaması ve uluslararası ticaret ile seyahatlere genel kısıtlama getirmemesi gerektiğini bildirdi.

Açıklamada, bu tür uygulamaların bilimsel temele dayanmadığı ve insanların kontrolsüz geçiş noktalarına yönelmesine neden olarak salgın riskini artırabileceği ifade edildi.

Risk altındaki bölgelere seyahat edecek kişilerin bilgilendirilmesi gerektiği belirtilirken, etkilenen bölgelerden dönen yolcular için uluslararası giriş noktalarında ek taramanın gerekli görülmediği kaydedildi. (İLKHA)

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: