Ali Özdemir - Merkez Medya

Cevdet Yılmaz: GKRY'nin üs politikaları tüm bölge için risk teşkil ediyor

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) adadaki askeri üsleri üçüncü ülkelerin kullanımına açmasının ve bölgedeki askeri operasyonlara dahil olmasının, hem adadaki tüm taraflar hem de bölge ülkeleri için ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu vurguladı.

05 Mar 2026 - 14:34 YAYINLANMA
Cevdet Yılmaz: GKRY'nin üs politikaları tüm bölge için risk teşkil ediyor

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ziyareti kapsamında Ercan Havalimanı'nda basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Yılmaz, GKRY’nin son dönemde izlediği askeri stratejileri ve bölgesel politikaları sert bir dille eleştirdi.

"Ada, Orta Doğu operasyonları için kullanılıyor"

GKRY’nin üçüncü ülkelere tanıdığı askeri imtiyazların adayı bir hedef haline getirdiğine dikkat çeken Yılmaz, şunları kaydetti;

Adadaki askeri üslerde, üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanıması adada yaşayan herkesi risk altına sokmuştur. Adanın Orta Doğu'ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olması tüm bölge ülkeleri için risk teşkil etmektedir. Bunu içinde bulunduğumuz hafta yaşanan gelişmelerle çok daha somut bir şekilde, net bir şekilde görmüş olduk.

"Kıbrıs Türk halkının iradesi yok sayılıyor"

Yılmaz, Rum yönetiminin adanın tek meşru sahibi gibi davranmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, GKRY'nin "boyunu aşan kararlar" aldığını ifade etti. Rum tarafının büyük güç rekabetlerinde rol kapma çabasının güvenlik zafiyeti yarattığını söyleyen Yılmaz, şöyle devam etti;

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin adanın tamamının sahibi gibi hareket etmesi, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı boyunu aşan kararları, büyük güç rekabetleri içinde kendine rol bulma yaklaşımı, özellikle son dönemdeki askeri angajmanları ve üs politikaları adaya yönelik güvenlik risklerini artırmaktadır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Gazze'deki soykırımda da benzer tavırlar sergilemiş, İsrail'in desteğiyle aşırı bir silahlanma çabası içine girmiştir.

Bu tablo karşısında Türkiye'nin garantörlük sorumluluğu ve tarihi yükümlülüğü daha belirgin hale gelmektedir. Garantör ve ana vatan olarak adadaki askeri varlığımız yarım asrı aşan bir dönemdir tüm adanın güven ve istikrar içinde gelişmesine katkı sunmuştur ve bunun teminatı olmuştur. Sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için, Kıbrıs Türk halkı için değil, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi için, adadaki Rum vatandaşlar, yaşayan insanlar için de çok daha güvenli bir ortam böylece oluşmuştur.

50 yılı aşkın bir süredir bu adada huzur var, güven var, barış var. Ve bu ortamda da hem Rum tarafı hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kalkınmış, gelişmiş, refahını arttırmıştır. Güvenliğin olmadığı bir yerde kalkınma olmaz. Güvenliğin olmadığı bir yerde refah olmaz. Olsa bile kağıt üzerinde kalır, en küçük etkide yok olup gider. Güvenlik kalkınmanın da temelidir. Dolayısıyla 50 yıllık bu süreçte ada geliştiyse, refah düzeyi arttıysa bu 1974'teki barış harekatı sonrası oluşan güven ve istikrar ortamında sağlanmıştır. Ve tekrar ediyorum sadece Türkler için değil Rumlar için de bu sağlanmıştır. Yarım asrı aşkın bir süredir bütün ada halkı güven içinde istikrar içinde yaşamaktadır. Ancak son dönemlerde maalesef bu yaşanan gelişmeler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin attığı birtakım adımlar adadaki güvenlik ortamına zarar verdiği gibi adada yaşayan insanların refahını, huzurunu da zayıflatmaktadır.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: