Bakan Gürlek: Gülistan Doku kimyasal madde ile ortadan kaldırılmış olabilir

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Tunceli'de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun cansız bedeninin kimyasal madde kullanılarak ortadan kaldırılmış olabileceğini söyledi.

10 Eyl 2026 - 10:55 YAYINLANMA
Bakan Gürlek: Gülistan Doku kimyasal madde ile ortadan kaldırılmış olabilir

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul'daki adliye muhabirleriyle bir araya geldi.

 

Toplantıda yer alan NTV muhabiri Dilek Yaman Demir, Bakan Gürlek'in yürütülen son soruşturmalar ve gündemdeki gelişmeler hakkında yaptığı açıklamaları aktardı.

 

Adalet Bakanı Gürlek, Tunceli'de 2020 yılında kaybolduktan sonra bir daha haber alınamayan Gülistan Doku'ya ilişkin "Gülistan kimyasal madde ile ortadan kaldırılmış olabilir." açıklamasını yaptı.

 

Soruşturmadaki en önemli konunun Gülistan'ın naaşının bulunması olduğunu söyleyen Gürlek, dosyada yer alan bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler yer aldığını da anımsattı.

 

Önceliklerinin Gülistan'ın naaşına ulaşmak olduğunu kaydeden Gürlek, "En azından ailesinin evladının kabri başında dua edebilmesini sağlamak açısından bu bizim için çok önemli." dedi.

 

Geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin kendilerine tanınan yetkileri kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya bazı delilleri karartmaya çalıştıklarına ilişkin ciddi iddia ve bulgular olduğunu söyleyen Gürlek, şunları kaydetti:

 

- Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar. Soruşturmanın devamında yeni gelişmeler olabilir. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüttüğü süreçler var.

 

- Gülistan Doku olayı toplumda ciddi bir hassasiyet oluşturdu. Toplum şunu görüyor: Geçmişte işlenmiş olsa dahi bir suçun veya cinayetin üzeri sonsuza kadar kapalı kalmıyor. Devlet bütün imkânlarıyla ve kararlılıkla çalıştığında gerçek yıllar sonra da ortaya çıkarılabiliyor. Bizim için önemli olan bu."

ROJİN KABAİŞ SORUŞTURMASI

Gürlek, Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin soruşturmayla ilgili değerlendirmeler yaparak, cep telefonuna ilişkin henüz giderilemeyen bazı belirsizliklerin bulunduğunu aktardı.

 

DNA incelemelerinin yapıldığını ve telefona yönelik teknik incelemelerin sürdüğünü belirten Gürlek, "Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz. İlgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından değerlendirilen farklı hususlar var ancak bu aşamada kamuoyuyla paylaşılabilecek net bir sonuç bulunmuyor." diye konuştu.

ALİHAN KURİŞ SORUŞTURMASI

Bakan Gürlek, Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik başlatılan soruşturmada odak noktanın mali ilişkiler olduğunu kaydetti.

 

Soruşturmanın Almanya'daki adli makamlarla işbirliği içinde yürütüldüğünü ifade eden Bakan Gürlek, "Bazı işlemlerin hangi kaynaklarla, hangi kişiler aracılığıyla ve kimlerin bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğinin aydınlatılması amacıyla uluslararası adli yardımlaşma mekanizmaları işletiliyor." dedi.

 

Alihan Kuriş ve benzeri suç örgütlerinin dini duyguları istismar ettiğini söyleyen Gürlek, "Bir takım kişilerin özel ve lüks bir yaşam oluşturduğuna ilişkin ciddi iddialar bulunuyor." şeklinde konuştu.

 

"Hiçbir cemaatle, hiçbir dini toplulukla ya da sivil kuruluşla derdimiz yok." diyen Gürlek, tüm soruşturmaların dolandırıcılık iddiaları ile ilgili olduğunu anlattı.

 

Soruşturma kapsamında son olarak üçüncü dalga operasyonun gerçekleştirildiğini aktaran Gürlek, bildiği kadarıyla 80 kişinin tutuklu bulunduğunu söyledi.

 

Buna ilişkin şirket ve dernek kayıtlarının incelendiğini belirten Gürlek, "Eğitim gören öğrencilerle, Kur'an kursu öğrencileriyle veya okullarda eğitim alan çocuklarla bizim hiçbir problemimiz yok. Soruşturmanın odağında, MASAK raporları ve diğer deliller çerçevesinde suç teşkil ettiği değerlendirilen mali yapılanma bulunuyor. Adli işlemler de bu çerçevede gerçekleştiriliyor." dedi.

 

Bakan Gürlek, dini duyguların kullanılması suretiyle üst kademede bulunan bazı kişilere özel ve lüks bir yaşam alanı oluşturulduğuna yönelik ciddi iddiaların bulunduğunu, savcılığın da esas itibarıyla bu mali ilişkiler ile suç şüphelerini incelediğini aktardı.

 

Sosyal medyada yer alan "Menzil Cemaati operasyonu" iddialarına da değinen Gürlek, şunları kaydetti:

 

"- Bizim bir cemaatle, dini oluşumla veya sivil toplum kuruluşuyla ilgili özel bir gündemimiz yok. Cemaatler Türkiye'nin toplumsal gerçekliğinin bir parçası. Ancak bir yapı, din kisvesi altında devleti ele geçirmeye yönelik faaliyet yürütürse veya suç teşkil eden yöntemlerle maddi menfaat sağlarsa yetkili savcılıklar deliller çerçevesinde hukuken gerekeni yapar. Ama söylediğiniz anlamda şu anda yürütülen özel bir çalışma yok."

DAVUTOĞLU VE GÖKÇEK SORUŞTURMALARI

Adalet Bakanı Gürlek, feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında başlatılan soruşturmalara da değindi.

 

Cumhurbaşkanı'na hakaretle suçlanan Davutoğlu hakkında başlatılan soruşturmada suçun işlendiği tarih itibarıyla zaman aşımı oluştuğu iddiası gündeme gelmişti.

 

"Eğer ortada bir suç varsa, işlendiği iddia edilen o tarih şu sıralarda zaman aşımına uğramamıştır." diyen Gürlek, şunları kaydetti:

 

"- Hukuken bakılması gereken iki temel unsur var; birincisi suç unsurlarının oluşup oluşmadığı, ikincisi ise zaman aşımı. Cumhurbaşkanına hakaret suçu bakımından zaman aşımı süresinin dolmadığı değerlendiriliyor. Bir soruşturmanın hangi tarihte başlamış olması tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez."

 

Bakan Gürlek, Gökçek ile oğlulları hakkında yürütülen soruşturmanın yapılan ihbarlarla başladığını söyledi.

 

İhbar ve şikayetlerin hukuken değerlendirildiğini söyleyen Gürlek, sürecin savcılığın takdiriyle ilerleyeceğini ifade etti.

 

Gürlek, "Burada isim ve sıfat üzerinden hareket edilmez." dedi.

AHBAP SORUŞTURMASI: ÇOK FARKLI İDDİALAR ARAŞTIRILIYOR

Sanatçı Haluk Levent'in de tutuklandığı Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturmanın devam ettiğini belirten Gürlek, vatandaşların iyi niyeti ve yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismar edildiğine yönelik iddiaların ayrıntılı şekilde incelendiğini hatırlattı.

 

Gürlek, şunları söyledi:

 

"- Maalesef o dönemde popüler kültürden, sanat ve medya camiasından da bu yapıya güçlü destek verenler olmuş. Haluk Levent kamuoyunca bilinen bir isim. Geçmişte karşılıksız çek ve kumar gibi konularla ilgili adli süreçlerle de anılmış bir şahısken daha sonra popüler kültürün etkisiyle adeta bir iyilik sembolüne dönüştürüldü.

 

- Bugün ise hakkında yürütülen soruşturmada çok farklı iddialar, mali hareketler ve müşteki beyanları araştırılıyor."

 

Soruşturmanın seyri ve elde edilecek yeni deliller doğrultusunda yeni adli işlemlerin gündeme gelebileceğini belirten Gürlek, buna, ilgili Cumhuriyet başsavcılığının delil durumuna göre karar vereceğini, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tespitleri ile itirafçı beyanlarının bulunduğunu aktardı.

 

Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının önem taşıdığını vurgulayan Gürlek, "Biliyorsunuz bir keşif heyeti oluşturuldu. Yeni görüntüler de ortaya çıktı. Keşke toplanan bu paraların tamamıyla yardımlar yapılsa, evler inşa edilseydi. Şu anda depolarda çürümeye terk edildiği belirtilen malzemeler var. Bunlar yeni yeni ortaya çıkıyor. Mağdurlar ve şikayetçiler var. Bunlara ilişkin çalışmalar da devam ediyor." ifadesini kullandı.

"PARA TRANSFERLERİ İNCELENİYOR"

Gürlek, AHBAP soruşturması kapsamında incelenen mali işlemler ve müşteki beyanlarına ilişkin şunları söyledi:

 

"- Haluk Levent, özellikle 2022-2023 döneminde toplumun güvendiği ve popülaritesi yüksek bir kişi olarak gösteriliyordu. Az önce görüştüğüm bir kişi, o tarihlerde Amerika'da bulunan kliniğine Haluk Levent'in geldiğini anlattı.

 

- Türkiye'de bir yardım kuruluşunun bulunduğunu, kamuoyunca da tanınan bir kişi olduğunu söyleyerek kendisinden yardım istediğini ifade etti. O kişi de 'Tamam, ne gerekiyorsa verelim.' diyor. Söz konusu para 4 milyon 600 bin dolar. Hatta buna ilişkin senet de düzenlenmiş."

 

Dosyada buna benzer çok sayıda senet bulunduğunun belirtildiğini aktaran Gürlek, bunların ilgili başsavcılık tarafından ayrıştırılarak hukuki ve mali yönden incelendiğini anlattı.

 

Bakan Gürlek, "Bazı işlemlerde Haluk Levent'in kendi adına borç aldığı, 'Bu parayı kullanacağım.' dediği veya taşınmaz aldığına ilişkin belgeler bulunuyor. Ancak daha sonra bu paraların ödenmediği iddia ediliyor. Sorun da burada başlıyor. Senet var. Borçlu sıfatıyla imza var ancak ödeme yapılmadığı iddiası var. Sonrasında bu paraların nereye gittiği araştırılıyor. Para transferlerinin kimlere yapıldığı, taşınmazların hangi kişiler üzerinden devredildiği ve bu işlemlerin gerçek mahiyetinin ne olduğu savcılıkça inceleniyor." diye konuştu.

 

Müşteki sayısının henüz kesinleşmediğini ve olay duyuldukça başvuruların arttığını anlatan Gürlek, alacağı bulunduğunu öne sürerek başvuran kişilerin iddialarının belge, senet ve sözleşmeler üzerinden savcılıkça araştırıldığını kaydetti.

 

Gürlek, dosyada çok sayıda taşınmaza ilişkin işlemin bulunduğunu, bazı kişilerin bir yardım kuruluşuna çok sayıda taşınmaz devretmesinin nedenlerinin de araştırıldığını dile getirdi.

"245 MİLYON DOLAR TOPLANDIĞI İFADE EDİLİYOR

Dosyadaki bilgilere göre, bazı taşınmazların doğrudan Haluk Levent adına değil, önce asistanı Yeliz Kaya, ardından Esin Önder Çağlayan adına devredildiğine ilişkin işlemlerin bulunduğunu ifade eden Gürlek, bunların hukuki ve mali nedenlerinin incelendiğini bildirdi.

 

Gürlek, taşınmazları veren kişilere ödeme yapılmadığı yönünde iddialar bulunduğunu, söz konusu devirlerin "yardım amacıyla mı gerçekleştirildiği, başka bir mali ilişkinin parçası mı olduğu" veya "sisteme para sokmaya yönelik bir mekanizma bulunup bulunmadığının" soruşturma makamlarınca araştırılacağını, bu aşamada kesin bir hüküm vermenin doğru olmayacağını belirtti.

 

Adalet Bakanı Gürlek, "AHBAP soruşturmasında dosyadaki tespitlere göre yaklaşık 245 milyon dolarlık bir para toplandığı ifade ediliyor. Toplanan bu paraların dışında bir de müştekiler var. Elden borç verdiğini, taşınmaz devrettiğini veya senet aldığını söyleyen kişiler bulunuyor. Bunlar yeni yeni toparlanıyor ve savcılık tarafından inceleniyor. Gerçekten ilginç örnekler var. Senet düzenlenmiş, 'Ödeyeceğim' denilmiş, imza atılmış ancak paranın ödenmediği iddia ediliyor." bilgisini verdi.

İBB DAVASINDA EK İDDİANAME HAZIRLANACAK MI?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk suçlamasıyla açılan dava ve devam eden soruşturmalara da değindi.

 

Görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile avukatlarının davada sanıklara baskı yapıldığı iddialarını gündeme getirdiğini söyleyen Gürlek, şunları kaydetti:

 

"- Ben Başsavcı olduğum dönemde de bu iddiaların doğru olmadığını ifade etmiştim. Bir kişinin ifadesi avukatı huzurunda alınıyor, kişi beyanını okuyor ve ardından imzalıyor.

 

- Şu ana kadar savcılık aşamasında dinlenip daha sonra mahkeme huzurunda ifade veren bazı tanıkların, savcılıkta söyledikleri hususları mahkemede de tekrar ettiklerini görüyoruz. Bunlar yeni beyanlar değil."

 

Gazeteciler Gürlek'e soruşturmada ek bir iddianame hazırlanıp, hazırlanmayacağını da sordu.

 

Gürlek bu soruya, "Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla devam eden bir soruşturma süreci de bulunuyor." yanıtını verdi.

"SPORDA ŞİKE İDDİALARI İNCELENİYOR"

Adalet Bakanı, uyuşturucuyla, yasa dışı bahis ve kara para suçlarıyla mücadelenin aralıksız süreceği mesajını da verdi.

 

Ünlü isimlere yönelik gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonlarının caydırıcı bir etkisi olduğunu kaydeden Gürlek, futbolda bahis ve şike soruşturmalarının da devam ettiğini belirterek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor." dedi.

 

Beyaz et ve şeker sektörlerine yapılan operasyonları anımsatan Gürlek, "Benzeri alanlarda, somut suç şüphesi oluşması hâlinde yetkili adli makamlarca yeni soruşturmalar yürütülebilir." dedi.

"FETÖ İLE MÜCADELE TAVİZSİZ SÜRÜYOR"

Adalet Bakanı Gürlek, Sermaye Piyasası Kurulu ile borsa manipülasyonu iddiaları üzerine bir çalışma yürüttüklerini de söyledi.

 

Gürlek şunları söyledi:

 

"- Elbette piyasaların gereksiz yere tedirgin edilmemesi de önemli. Çünkü borsada çok sayıda yatırımcı ve vatandaşımız var. Ancak suç teşkil eden manipülatif işlemlerin de hukuk çerçevesinde karşılıksız bırakılmaması gerekir. Bu konudaki çalışmalar devam ediyor."

 

Açıklamalarında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadeleye de değinen Gürlek, "Bakanlığa geldiğimden beri arkadaşlarımız da bu konuda çok hassas. Devletin bütün kurumları bu meselede duyarlı. FETÖ ile mücadele tavizsiz şekilde devam ediyor. Cumhuriyet başsavcılıklarınca yeni yapılanmalara ilişkin kapsamlı soruşturmalar yürütülüyor ve operasyonlar gerçekleştiriliyor." şeklinde konuştu.

 

Bakan Gürlek, Gülistan Doku soruşturmasının kilit isimlerinden ABD'de tutuklu bulunan Umut Altaş ile İstanbul'da oğlunun karıştığı ölümlü trafik kazası sonrası ABD'ye kaçan Eylem Tok'un iade süreçlerinin ise sürdüğünü anlattı.

 

Adalet Bakanı, her iki sürecin de takipçisi olduklarını söyledi.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ: BAKANLIKTA HAZIRLIK VAR

Adalet Bakanı Akın Gürlek, terörsüz Türkiye sürecine ilişkin hazırlanan çerçeve yasaının 467 oyla Meclis'te kabul edilmesinin büyük bir başarı olduğunu ifade etti.

 

Bu yasanın yürürlüğe girmesinin örgütün tamamen silah bırakmasına bağlı olduğunu söyleyen Gürlek, "Kanun yürürlüğe girdikten sonra cezaevlerinden yapılacak başvurular ve dışarıdan gelecek kişilerin yapacakları başvurular bakımından Adalet Bakanlığı’nı ilgilendiren idari ve hukuki hazırlıklar var." açıklamasını yaptı.

 

Gürlek şöyle devam etti:

 

"- Burada infaz hâkimlikleri ve sulh ceza hâkimliklerinin önemli görev ve yetkileri bulunuyor. Ancak şu anda o süreç başlamış değil. Öncelikle kanunun yürürlüğe girmesi gerekiyor. Yürürlüğe girdikten sonra talep üzerine başvurular başlayacak.

 

- Biz de Bakanlık olarak uygulamanın sağlıklı işlemesi için gerekli idari ve teknik hazırlıkları yapıyoruz. Kanunun birinci maddesinde temel şart açık: Silahların bırakılması ve örgütün tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesi. Bu gerçekleşmeden yasa yürürlüğe girmiyor. Bunun MGK kararıyla tespit edilmesi ve daha sonra Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor.

 

- Bundan sonra hukuk ve infaz alanını ilgilendiren süreç başlayacak. Cezaevlerindeki başvurular veya örgütten ayrılarak gelecek kişilerle ilgili hukuki süreçler gündeme gelecek."

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: