Merkez Platform

Bakan Fidan: Hürmüz'ü açma niyetiyle hareket edilmeli

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine ilişkin, "İki tarafın da özellikle bir ateşkese ve barışa daimi olarak ulaşma niyetiyle ve Hürmüz Boğazı'nı açma niyetiyle hareket etmeleri fevkalade önemli" dedi.

29 Nis 2026 - 16:02 YAYINLANMA
Bakan Fidan: Hürmüz'ü açma niyetiyle hareket edilmeli

Dışişleri Bakanı Fidan, Avusturya ziyareti kapsamında, Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger ile ortak basın toplantısında konuşuyor.

Bakan Fidan'ın, açıklamalarının satır başları şöyle;

(ABD ile İran arasındaki barış görüşmeleri) Belli pozisyonları netleştirmesi itibariyle bu birkaç gün çok önemli. İki tarafın da özellikle bir ateşkese ve barışa daimi olarak ulaşma niyetiyle ve Hürmüz Boğazı'nı açma niyetiyle hareket etmeleri fevkalade önemli. Burada halledilmesi gereken bazı detaylı konular var. Burada da ben açıkçası Pakistanlı kardeşlerimizin maharetine güveniyorum. Bizim de desteğimiz devam edecek.

"Çok fazla fayda varken bu üyelik işi neden gerçekleşmiyor?"

(Gümrük Birliği Anlaşması) Rusya-Ukrayna savaşına baktığımız zaman, burada Türkiye'nin oynadığı rolden de hareketle aslında Avrupa Birliği daha neyi bekliyor? Türkiye'nin aslında sunabileceği jeostratejik, jeopolitik, jeoekonomik çok fazla fayda varken bu üyelik işi neden gerçekleşmiyor konusunda bir soru. Şimdi tabii her hikayenin bir iki tarafı var. Biz hiçbir zaman için üyelik koşullarının gerçekleşmemesi ve gerçekleşmeden girilmesi gibi bir talep içerisinde olmadık. Tabii ki bir yere girecekseniz bunun şartları vardır; bu şartlar önünüze konur ve siz bu şartlara uyduğunuz zaman buraya girersiniz.

Fakat sorun şurada, Avrupa Birliği'nde 'Türkiye'nin şartlar sağlandığı zaman biz Avrupa Birliği üyesi olmasını kabul ediyoruz' diye bir siyasi irade yok. Dolayısıyla bu siyasi irade maalesef 2007 yılında Sayın Sarkozy tarafından öldürüldü. Sayın Schröder ve Sayın Chirac tarafından daha önce ortaya konan Avrupa siyasi iradesi, Sayın Sarkozy ile beraber ortadan kaldırıldı. Yani bizim değerlendirme aşamalarına geçmemiz için Avrupa Birliği'nde bir siyasi iradenin deklare edilmesi gerekiyor; daha sonra hangi çapta nasıl açılır, hangi şart açılır kapanır ona bakarız.

Ama diğer taraftan jeostratejik olaylar öylesine gelişiyor ki bizim Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin doğasının ne olduğuna bakmaksızın bizi beraber çalışmaya mecbur ediyor. Yani Rusya-Ukrayna krizi bir kriz, Orta Doğu'da olan kriz, Hürmüz Boğazı, bölgemizde olan gelişmeler, Balkanlar'daki istikrarın devam etmesi, aramızdaki ticaret hacmi, ortak ticaret direnci, savunma tabanının oluşturulması gibi çok fazla konu var. Yani NATO'da hep beraber ne yapacağız? Yeni Avrupa güvenlik mimarisini nasıl oluşturacağız? Rekabet şartlarını nasıl geliştireceğiz? O kadar çok konu var ki yani Avrupa'yla Türkiye'yi bir araya getirdiğiniz zaman 500 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz.

"AB'nin içerisinde bazı açmazlar var"

Ama maalesef Avrupa Birliği'nin içerisinde de birtakım tabii kurallara dayalı bazı açmazlar var.  Yani 27 ülkenin 26'sı, diyelim 400 milyon insan bir şey isteyebilir ama bir milyondan az insanın tercihi onu yetersiz hale getirebilir, başka bir bir milyon nüfusu olmayan bir ülkenin. Dolayısıyla Türkiye-Avrupa Birliği (500 milyon), bir ülke tarafından kadere esir alınabilir. Yani mevcut sistem bunu mümkün kılıyor. Sadece bu üyelikle ilgili değil, ilişkide atılacak pragmatik adımlarla da alakalı. Avrupa güvenliğiyle ilgili adımlar var, Avrupa'nın kritik altyapı sorunlarıyla ilgili konular var, Avrupa'nın daha fazla ticari olarak rekabet edilebilirliğiyle ilgili alan var, Avrupa'daki dijital alanın genişletilmesiyle ilgili alanlar var. Bütün bu alanların hepsinde 500 milyonluk ortak yapı bir şey elde edebilecekken, bir milyondan az bir ülke çok fazla buna engel olur ve hiç kimse de buna bir şey diyemez. Şimdi tabii böyle bir taktik sorunun büyük bir stratejik menfaati önlüyor oluşu ve buna bir çözüm getirilememesi de ayrı bir çıkmaz alan. Bu tabii Avrupa'nın kendi içerisinde çözmesi gereken bir sorun. 

"Bir türlü adım atamıyorlar"

Ama bizim realist olarak izlediğimiz politika şu: Türkiye ile Avrupa'nın ilişkilerinin her zaman için iyi olması gerekiyor. Ticaret hacmi Sayın Bakan da ifade etti; gerçekten 250 milyar dolara yaklaşan bir ticaret hacmi var ve bu altın oranda neredeyse %50-%50, ticaret açığı iki tarafa da yok. Ve Gümrük Birliği Anlaşması güncellense, bu 250 milyar doların hemen 500 milyar dolara çıkma ihtimali de var bütün yapılan hesaplamalara göre. Her iki taraf da bunu yapmak istiyor ama bir türlü adım atamıyorlar. Yani burada Avrupa Birliği tarafında birtakım irade ortaya koyma konusunda sıkıntılar var. Hani üyelik konusunda demiyoruz; mevcut aramızdaki anlaşma, Gümrük Birliği Anlaşması; hadi gelin bunu bir güncelleyelim. Bu her iki tarafın da menfaatine, bunu Avrupa Birliği bürokratları da bize söylüyor ama bir yerde bir irade tıkanması var.

Umarım bu aşılır ama dediğim gibi Cumhurbaşkanımızın bu konuda Türk milleti adına aldığı irade, kullandığı irade belli. Bizim bu konuda bir sıkıntımız yok. Umarım var olan ilişkilerimizi daha iyi, ileri seviyeye taşırız.

Ayrıntılar gelecek...
 

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: